Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

Sinekler Geri Döndü: Bir Yaz Daha Heba Olmasın

Oysa çok değil, birkaç yıl öncesine kadar bu sorunu büyük ölçüde aşmıştık.   2014 ve 2019 yılları arasında haşereyle mücadele özel bir firmaya ihale edilmişti. Sonuç mu? Hüsran! Yaz aylarında özellikle sahil bölgelerinde vatandaşlar adeta sivrisineklere kan bağışı yapar hale gelmişti. Bu sistemin işlememesi üzerine, 2019 yılında göreve gelen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi akılcı bir kararla yetkisini ilçe belediyeleriyle paylaştı. İlaç, araç ve maddi destek sağlayarak mücadelenin sahada, yerel ekiplerle yürütülmesini sağladı. Ve sonuçlar oldukça başarılıydı. Erdek’den Ayvalık’a, sahil parklarından kırsal bölgelere kadar Balıkesir halkı sineksiz, huzurlu yazlar geçirdi.   Gelin görün ki, 2024 yerel seçimlerinden sonra yönetim değişti. Yeni CHP’li belediye ilk yılında mevcut sistemi bozmadı; bu nedenle 2024 yazı da önceki yıllar gibi sakin geçti. Ancak bu yıl alınan kararla haşereyle mücadele tekrar bir özel firmaya devredildi. Üstelik en kritik dönem olan Mart ayında yapılması gereken larva ilaçlaması da yapılmadı. Oysa uzmanlar bilir: Sinek mücadelesinin yüzde 90’ı larva döneminde yapılan çalışmalarla başarıya ulaşır.   Şimdi sivrisinekler erkenden görünmeye başladı. Şikayetler artıyor. Sokakta, parkta, balkonda oturmak eziyete dönüşüyor. Vatandaş haklı olarak soruyor: Daha önce başarısız olduğu tescillenmiş bir yöntem neden tekrar deneniyor? Bu işin ekonomik boyutu ne? Şirket kimin? Kime yakın? Ve belediye bu firmaya yılda ne kadar ödeme yapacak?   Belediyecilik, asfalt dökmekle, tabela asmakla sınırlı bir iş değildir. Sinekle mücadele gibi küçük görünen ama doğrudan halkın yaşam kalitesini etkileyen konularda da ciddi ve istikrarlı bir yönetim anlayışı gerekir. Ne yazık ki bu yıl, yönetsel öngörüsüzlüğün bedelini hep birlikte çekeceğiz.   Yaz kapıda. Sinekler çoktan kapımızda. Umarım bu yaz bir felakete dönüşmeden gerekli adımlar atılır. Ama görünen o ki Balıkesir halkı, bu yaz balkonlarda değil, sineklerden kaçmak için perdelerin arkasında oturacak.   Malazgirt: Tarihi Kimliğimizin Mihenk Taşı Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1071 Malazgirt Zaferi’ni Araplar, Kürtler ve Türklerin ortak zaferi olarak nitelendirdi. Bu açıklama, özellikle tarih bilinci yüksek olan vatandaşlar arasında haklı bir rahatsızlık doğurdu. Zira Malazgirt, şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir Türk zaferidir. Bu gerçeği bilmemek, Türk milletinin bu topraklarda verdiği büyük mücadeleyi görmezden gelmektir.   Malazgirt Zaferi'ni sadece bir savaş günüyle sınırlamak, büyük bir tarihsel yanılgıdır. Bu zafer, neredeyse bir asra yayılan ve derin stratejik hesaplara dayanan bir mücadelenin sonucudur. 900’lü yıllarda Gazneliler döneminde Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru göç eden Türkmen grupları, siyasi otorite tanımaksızın Anadolu’da yaşamaya başlamış, zamanla bu coğrafyada kalıcı olmak için mücadeleye girişmiştir.   1018 yılında Sultan Alparslan’ın babası Çağrı Bey’in düzenlediği keşif seferiyle Anadolu’ya yönelik ilk ciddi adım atılmıştır. Van Gölü çevresine yapılan bu seferde, Ermeni kuvvetlerine karşı elde edilen başarılar, Anadolu’nun askeri anlamda tanınmasını sağlamıştır. Bu keşiften sonra, Tuğrul Bey Anadolu’nun fethi için hanedan üyelerini görevlendirmiş; İbrahim Yınal, Kutalmış, Hasan Bey gibi şehzadeler, Anadolu’nun çeşitli bölgelerine akınlar düzenlemiştir.   Bu süreçte sadece savaş yapılmamış; Anadolu, adım adım tanınmış, coğrafi, kültürel ve stratejik yapısı analiz edilmiştir. 1048 Pasinler Zaferi, Selçukluların Bizans’a karşı kazandığı ilk büyük başarıdır. 1054’te Tuğrul Bey’in bizzat sefere çıkarak Malazgirt’i kuşatması, bölgenin stratejik öneminin farkında olunduğunun göstergesidir.   Ve nihayet 1071… Sultan Alparslan’ın önderliğinde Selçuklu ordusu, Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in ordusunu Malazgirt Ovası’nda büyük bir bozguna uğrattı. Bu sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda Anadolu’nun Türkler için kalıcı bir yurt haline gelmesinin başlangıcıdır.   Bazı çevreler, bu savaşta Türk ordusu içinde farklı milletlerden askerlerin de bulunabileceğini söyleyerek, zaferin ortak bir başarı olduğunu iddia ediyor. Elbette tarihsel olarak, ordularda farklı kökenlerden insanlar yer almış olabilir. Ancak komuta kademesi, irade ve mücadele Türkler’e aittir. Nasıl ki Çanakkale’de İngiliz ordusunda Hintli, Senegalli, Yahudi, Avustralyalı askerler vardı ama biz bu savaşı “İngiliz ve Fransızlarla savaştık” diyorsak, Malazgirt için de aynı objektifliği göstermeliyiz. Zaferin sahibi, onu göğüsleyen, yöneten ve bedelini ödeyendir.   Malazgirt’ten sonra Anadolu’da Türk beylerinin yerleşimi hız kazanmıştır. 1085’te Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İznik’i başkent yaparak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurmuştur. Haçlı Seferleri nedeniyle daha sonra başkent Konya’ya taşınsa da, bu gelişme Anadolu’nun Türkleşmesinde bir dönüm noktasıdır.   Anadolu topraklarının her karışı, Türk milletinin alın teriyle, kanıyla ve emeğiyle vatan haline gelmiştir. Denizli’den Sivas’a, Kars’tan Antalya’ya kadar birçok şehir bu mücadelenin izlerini taşımaktadır. Anadolu’nun tapusu 1071’de alınmış, 1453 İstanbul’un fethine kadar geçen yaklaşık dört asırda ise mühürlenmiştir.   Bugün Anadolu’da Türkçe konuşan milyonlarca insan yaşıyorsa, bu Malazgirt ruhunun ve sonrasında verilen büyük mücadelenin sonucudur. “Turchia” adı ilk kez 1090’lı yıllarda, Haçlı seferlerine dair Avrupalı kaynaklarda geçmiştir. Bu, Batılıların bile bu coğrafyayı Türklerle özdeşleştirdiğini gösterir. Bize düşen, bu tarihi değeri anlamak ve sahip çıkmaktır.   Tarihsel olayları yorumlarken hakkı hak sahibine teslim etmek gerekir. Bir milletin hafızası, onu ayakta tutan en önemli unsurlardan biridir. Malazgirt gibi zaferler, sadece geçmişin değil, geleceğin de pusulasıdır.   Malazgirt, birliğin, kararlılığın ve vatan sevgisinin timsalidir. Bu toprakların bizlere vatan olmasında en büyük pay, bu mücadeleyi veren Türk milletinindir. Evet, bu topraklarda pek çok halk birlikte yaşadı. Ancak bu coğrafyayı bize yurt yapan mücadeleye imza atanlar Türklerdir.   Malazgirt, öp öz bir Türk zaferidir. Ne başkalaştırmaya, ne de unutturmaya kimsenin hakkı yoktur.  
Ekleme Tarihi: 23 Mayıs 2025 -Cuma

Sinekler Geri Döndü: Bir Yaz Daha Heba Olmasın

Oysa çok değil, birkaç yıl öncesine kadar bu sorunu büyük ölçüde aşmıştık.

 

2014 ve 2019 yılları arasında haşereyle mücadele özel bir firmaya ihale edilmişti. Sonuç mu? Hüsran! Yaz aylarında özellikle sahil bölgelerinde vatandaşlar adeta sivrisineklere kan bağışı yapar hale gelmişti. Bu sistemin işlememesi üzerine, 2019 yılında göreve gelen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi akılcı bir kararla yetkisini ilçe belediyeleriyle paylaştı. İlaç, araç ve maddi destek sağlayarak mücadelenin sahada, yerel ekiplerle yürütülmesini sağladı. Ve sonuçlar oldukça başarılıydı. Erdek’den Ayvalık’a, sahil parklarından kırsal bölgelere kadar Balıkesir halkı sineksiz, huzurlu yazlar geçirdi.

 

Gelin görün ki, 2024 yerel seçimlerinden sonra yönetim değişti. Yeni CHP’li belediye ilk yılında mevcut sistemi bozmadı; bu nedenle 2024 yazı da önceki yıllar gibi sakin geçti. Ancak bu yıl alınan kararla haşereyle mücadele tekrar bir özel firmaya devredildi. Üstelik en kritik dönem olan Mart ayında yapılması gereken larva ilaçlaması da yapılmadı. Oysa uzmanlar bilir: Sinek mücadelesinin yüzde 90’ı larva döneminde yapılan çalışmalarla başarıya ulaşır.

 

Şimdi sivrisinekler erkenden görünmeye başladı. Şikayetler artıyor. Sokakta, parkta, balkonda oturmak eziyete dönüşüyor. Vatandaş haklı olarak soruyor: Daha önce başarısız olduğu tescillenmiş bir yöntem neden tekrar deneniyor? Bu işin ekonomik boyutu ne? Şirket kimin? Kime yakın? Ve belediye bu firmaya yılda ne kadar ödeme yapacak?

 

Belediyecilik, asfalt dökmekle, tabela asmakla sınırlı bir iş değildir. Sinekle mücadele gibi küçük görünen ama doğrudan halkın yaşam kalitesini etkileyen konularda da ciddi ve istikrarlı bir yönetim anlayışı gerekir. Ne yazık ki bu yıl, yönetsel öngörüsüzlüğün bedelini hep birlikte çekeceğiz.

 

Yaz kapıda. Sinekler çoktan kapımızda. Umarım bu yaz bir felakete dönüşmeden gerekli adımlar atılır. Ama görünen o ki Balıkesir halkı, bu yaz balkonlarda değil, sineklerden kaçmak için perdelerin arkasında oturacak.

 

Malazgirt: Tarihi Kimliğimizin Mihenk Taşı

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1071 Malazgirt Zaferi’ni Araplar, Kürtler ve Türklerin ortak zaferi olarak nitelendirdi. Bu açıklama, özellikle tarih bilinci yüksek olan vatandaşlar arasında haklı bir rahatsızlık doğurdu. Zira Malazgirt, şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir Türk zaferidir. Bu gerçeği bilmemek, Türk milletinin bu topraklarda verdiği büyük mücadeleyi görmezden gelmektir.

 

Malazgirt Zaferi'ni sadece bir savaş günüyle sınırlamak, büyük bir tarihsel yanılgıdır. Bu zafer, neredeyse bir asra yayılan ve derin stratejik hesaplara dayanan bir mücadelenin sonucudur. 900’lü yıllarda Gazneliler döneminde Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru göç eden Türkmen grupları, siyasi otorite tanımaksızın Anadolu’da yaşamaya başlamış, zamanla bu coğrafyada kalıcı olmak için mücadeleye girişmiştir.

 

1018 yılında Sultan Alparslan’ın babası Çağrı Bey’in düzenlediği keşif seferiyle Anadolu’ya yönelik ilk ciddi adım atılmıştır. Van Gölü çevresine yapılan bu seferde, Ermeni kuvvetlerine karşı elde edilen başarılar, Anadolu’nun askeri anlamda tanınmasını sağlamıştır. Bu keşiften sonra, Tuğrul Bey Anadolu’nun fethi için hanedan üyelerini görevlendirmiş; İbrahim Yınal, Kutalmış, Hasan Bey gibi şehzadeler, Anadolu’nun çeşitli bölgelerine akınlar düzenlemiştir.

 

Bu süreçte sadece savaş yapılmamış; Anadolu, adım adım tanınmış, coğrafi, kültürel ve stratejik yapısı analiz edilmiştir. 1048 Pasinler Zaferi, Selçukluların Bizans’a karşı kazandığı ilk büyük başarıdır. 1054’te Tuğrul Bey’in bizzat sefere çıkarak Malazgirt’i kuşatması, bölgenin stratejik öneminin farkında olunduğunun göstergesidir.

 

Ve nihayet 1071… Sultan Alparslan’ın önderliğinde Selçuklu ordusu, Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in ordusunu Malazgirt Ovası’nda büyük bir bozguna uğrattı. Bu sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda Anadolu’nun Türkler için kalıcı bir yurt haline gelmesinin başlangıcıdır.

 

Bazı çevreler, bu savaşta Türk ordusu içinde farklı milletlerden askerlerin de bulunabileceğini söyleyerek, zaferin ortak bir başarı olduğunu iddia ediyor. Elbette tarihsel olarak, ordularda farklı kökenlerden insanlar yer almış olabilir. Ancak komuta kademesi, irade ve mücadele Türkler’e aittir. Nasıl ki Çanakkale’de İngiliz ordusunda Hintli, Senegalli, Yahudi, Avustralyalı askerler vardı ama biz bu savaşı “İngiliz ve Fransızlarla savaştık” diyorsak, Malazgirt için de aynı objektifliği göstermeliyiz. Zaferin sahibi, onu göğüsleyen, yöneten ve bedelini ödeyendir.

 

Malazgirt’ten sonra Anadolu’da Türk beylerinin yerleşimi hız kazanmıştır. 1085’te Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İznik’i başkent yaparak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurmuştur. Haçlı Seferleri nedeniyle daha sonra başkent Konya’ya taşınsa da, bu gelişme Anadolu’nun Türkleşmesinde bir dönüm noktasıdır.

 

Anadolu topraklarının her karışı, Türk milletinin alın teriyle, kanıyla ve emeğiyle vatan haline gelmiştir. Denizli’den Sivas’a, Kars’tan Antalya’ya kadar birçok şehir bu mücadelenin izlerini taşımaktadır. Anadolu’nun tapusu 1071’de alınmış, 1453 İstanbul’un fethine kadar geçen yaklaşık dört asırda ise mühürlenmiştir.

 

Bugün Anadolu’da Türkçe konuşan milyonlarca insan yaşıyorsa, bu Malazgirt ruhunun ve sonrasında verilen büyük mücadelenin sonucudur. “Turchia” adı ilk kez 1090’lı yıllarda, Haçlı seferlerine dair Avrupalı kaynaklarda geçmiştir. Bu, Batılıların bile bu coğrafyayı Türklerle özdeşleştirdiğini gösterir. Bize düşen, bu tarihi değeri anlamak ve sahip çıkmaktır.

 

Tarihsel olayları yorumlarken hakkı hak sahibine teslim etmek gerekir. Bir milletin hafızası, onu ayakta tutan en önemli unsurlardan biridir. Malazgirt gibi zaferler, sadece geçmişin değil, geleceğin de pusulasıdır.

 

Malazgirt, birliğin, kararlılığın ve vatan sevgisinin timsalidir. Bu toprakların bizlere vatan olmasında en büyük pay, bu mücadeleyi veren Türk milletinindir. Evet, bu topraklarda pek çok halk birlikte yaşadı. Ancak bu coğrafyayı bize yurt yapan mücadeleye imza atanlar Türklerdir.

 

Malazgirt, öp öz bir Türk zaferidir. Ne başkalaştırmaya, ne de unutturmaya kimsenin hakkı yoktur.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.