Muhalefetin lideri Peter Magyar, 16 yıldır koltuğu bırakmayan Viktor Orbán’ı gönderdi. Türkiye’de ise bir kesim hemen hazırdı: “Bakın, Orbán gitti, sıra Erdoğan’da!”
Keşke siyaset bu kadar basit olsaydı.
Özellikle CHP çevreleri günlerdir aynı masalı anlatıyor: “Macaristan’da olduysa Türkiye’de de olur.” Ama küçük bir detay var… Macaristan’daki hikâyenin kahramanı, sizin sandığınız gibi “klasik muhalif” biri değil.
Peter Magyar kim? Yıllarca Viktor Orbán’ın partisinde siyaset yapmış bir isim. Yani sistemin içinden çıkmış, o yapıyı bilen, hatta o yapının bir parçası olmuş biri. Dahası, eski eşi Judit Varga uzun yıllar Adalet Bakanlığı yaptı ve “Orbán sonrası lider” olarak görülüyordu.
Ve asıl kırılma? Magyar’ın, eşinin gizli konuşmasını kaydedip servis etmesiyle geldi. Evet, yanlış duymadınız. Siyasette yükselişini, sistemin içinden aldığı bir ses kaydıyla yaptı. Eski eşi bile “Bunu siyasi çıkarı için kullandı” dedi.
Şimdi dönüp bir önceki seçimlere bakalım.
Macaristan’da da 6 muhalefet partisi birleşti, belediye başkanını aday yaptılar ve seçimi kaybetmiştiler. Türkiye’de ise 6 muhalefet partisi birleşti, anketlerde seçimi kesin kazanacak olarak çıkan belediye başkanı aday yapılmadı ve seçimi kaybetmiştiler.
Ama sonra ne oldu? Sistem içinden gelen bir isim çıktı, “ben tek başıma giriyorum” dedi ve kazandı.
Türkiye’de ise sistem içinden çıkan Babacan ve Davutoğlu ne yaptı? Ayrı güç olmak yerine gidip ittifakın küçük ortağı oldular. Siyasette ağırlık koymak yerine masa da piyon oldular. Sonuç? Daha başlamadan biten siyasi hikâyeler.
Bir diğer fark daha: Macaristan’da kazanan isim, eski iktidarın içinden gelen ve o dili bilen biri. Türkiye’de ise muhalefet hâlâ kendi içinde bile ortak bir dil bulmakta zorlanıyor.
Ama buna rağmen hâlâ aynı cümle: “Macaristan olduysa Türkiye’de de olur.”
Olmaz.
Çünkü siyaset, kopyala-yapıştır işi değildir. Her ülkenin dinamiği farklıdır, seçmeni farklıdır, aktörü farklıdır.
Macaristan’daki sonucu Türkiye’ye uyarlamaya çalışmak, futboldaki taktiği satrançta denemek gibi bir şey.
Sonuç olarak: Macaristan Türkiye’ye benzemiyor. Benzetmeye çalışanlar da ya durumu anlamıyor ya da işine geldiği gibi yorumluyor.
Muhalefetin yapması gereken şey ise dışarıda örnek aramak değil, aynaya bakmak. Çünkü sorun Macaristan’da ne olduğu değil, Türkiye’de neyin yapılamadığıdır.


