Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

ÖĞRETMENLERİMİZE GÜVENMELİYİZ

Bu olaylardan sonra “Çocuklarımıza neler oluyor, nasıl bu kadar canavarlaşabiliyorlar?” diye sorgulamaya başladık. Susurluk’ta, 5. sınıfı bitirdiğimizde 5 Eylül İlkokulu ile İnebey İlkokulu ortak bir müsamere hazırlamıştık. Müsamere kapsamında bir de piyes sahnelemiştik. Gösterimizi 5 Eylül İlkokulu salonunda yapmıştık. Piyeste ben de II. Murat’ı oynamıştım. Piyesimizin hikâyesini tüm velilerin bilmesi gerekiyor. Hikâye şöyleydi: Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen, “Ben padişahın oğluyum, bana bir şey yapamazsın” diyerek onu tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi, küçük Mehmet’in yaramazlıkları çekilmez hâle geldi. Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım, size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum,” deyince II. Murat, “Buyur, çekinmeden anlatabilirsin,” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı anlatmaya: “Padişahım, oğlunuz Mehmet çok yaramaz. Onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum. Kendisine kızdığım zaman da hemen sizinle beni tehdit ediyor.” Bunun üzerine II. Murat, Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldadı. Bu plan karşısında Akşemseddin çok şaşırdı. Böyle bir planın uygulanması ona göre mümkün değildi. Rahatsızlığını dile getirdiyse de padişah kararlıydı: “Bu iş olacak,” dedi. Ertesi gün derste Mehmet yine yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına yine aynı tehditle karşılık verdiği sırada padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek padişaha bağırdı ve ona elindeki asasıyla bacaklarına vurdu, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyip derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı. Bu olay karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutuldu. Güvendiği babası sopa yemişti. Allak bullak olmuştu. Az sonra kapı çalındı ve padişah mahcup bir şekilde içeri girip özür dileyerek yerine geçti. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı. Anne ve babalar olarak çocuklarımızı prens ve prenses gibi yetiştiriyoruz. Oysa bizim çocukluğumuzda okulda şımardığımızda öğretmenlerimiz bizleri sert bir şekilde uyarırlardı. Bunu eve anlatamazdık; anlatsak bir de babamız dan azar işitirdik. Ortaokul yıllarında akşamları kahvehanelere gitmememiz için okul müdürü ve müdür yardımcıları kahvehaneleri dolaşarak öğrencileri kontrol ederdi. Usta-çırak ilişkisinde olduğu gibi çocuklarımızı öğretmenlere emanet etmeli, eğitimleri için pedagojik formasyon (çocuk eğitimi) almış öğretmenlere güvenmeliyiz. Evde çocuklarımıza veremediğimiz eğitimi, bilgisayar ve cep telefonuyla telafi etmeye çalışıyoruz. Kendimizin sabredemediği çocuklar için okulda öğretmenlerden sınırsız sabır beklemek doğru değil. Pedagojik formasyon almış öğretmenlere çocuklarımızı güvenle teslim etmeli ve onların yönlendirmelerine kulak vererek çocuklarımıza iyi bir eğitim sağlamalıyız.
Ekleme Tarihi: 23 Nisan 2026 -Perşembe

ÖĞRETMENLERİMİZE GÜVENMELİYİZ

Bu olaylardan sonra “Çocuklarımıza neler oluyor, nasıl bu kadar canavarlaşabiliyorlar?” diye sorgulamaya başladık.

Susurluk’ta, 5. sınıfı bitirdiğimizde 5 Eylül İlkokulu ile İnebey İlkokulu ortak bir müsamere hazırlamıştık. Müsamere kapsamında bir de piyes sahnelemiştik. Gösterimizi 5 Eylül İlkokulu salonunda yapmıştık. Piyeste ben de II. Murat’ı oynamıştım. Piyesimizin hikâyesini tüm velilerin bilmesi gerekiyor. Hikâye şöyleydi:

Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen, “Ben padişahın oğluyum, bana bir şey yapamazsın” diyerek onu tehdit ediyordu.

Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi, küçük Mehmet’in yaramazlıkları çekilmez hâle geldi.

Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı.

“Padişahım, size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum,” deyince II. Murat, “Buyur, çekinmeden anlatabilirsin,” dedi.

Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı anlatmaya:

“Padişahım, oğlunuz Mehmet çok yaramaz. Onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum. Kendisine kızdığım zaman da hemen sizinle beni tehdit ediyor.”

Bunun üzerine II. Murat, Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldadı. Bu plan karşısında Akşemseddin çok şaşırdı. Böyle bir planın uygulanması ona göre mümkün değildi. Rahatsızlığını dile getirdiyse de padişah kararlıydı: “Bu iş olacak,” dedi.

Ertesi gün derste Mehmet yine yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına yine aynı tehditle karşılık verdiği sırada padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi.

Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek padişaha bağırdı ve ona elindeki asasıyla bacaklarına vurdu, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini, izin istemesi gerektiğini söyleyip derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.

Bu olay karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutuldu. Güvendiği babası sopa yemişti. Allak bullak olmuştu. Az sonra kapı çalındı ve padişah mahcup bir şekilde içeri girip özür dileyerek yerine geçti.

Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.

Anne ve babalar olarak çocuklarımızı prens ve prenses gibi yetiştiriyoruz. Oysa bizim çocukluğumuzda okulda şımardığımızda öğretmenlerimiz bizleri sert bir şekilde uyarırlardı. Bunu eve anlatamazdık; anlatsak bir de babamız dan azar işitirdik.

Ortaokul yıllarında akşamları kahvehanelere gitmememiz için okul müdürü ve müdür yardımcıları kahvehaneleri dolaşarak öğrencileri kontrol ederdi. Usta-çırak ilişkisinde olduğu gibi çocuklarımızı öğretmenlere emanet etmeli, eğitimleri için pedagojik formasyon (çocuk eğitimi) almış öğretmenlere güvenmeliyiz.

Evde çocuklarımıza veremediğimiz eğitimi, bilgisayar ve cep telefonuyla telafi etmeye çalışıyoruz. Kendimizin sabredemediği çocuklar için okulda öğretmenlerden sınırsız sabır beklemek doğru değil. Pedagojik formasyon almış öğretmenlere çocuklarımızı güvenle teslim etmeli ve onların yönlendirmelerine kulak vererek çocuklarımıza iyi bir eğitim sağlamalıyız.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.