Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

PKK’nın Özerklik Talebi ve Sessiz Kalanlar

    Geçtiğimiz günlerde 26 Nisan’da Suriye’nin Kamışlı kentinde düzenlenen “Kürt Ulusal Konferansı”, sadece bir toplantı değil, aynı zamanda Türkiye’nin milli birliğini hedef alan yeni bir stratejinin dışa vurumuydu. PKK/YPG’nin önde gelen isimlerinin de katıldığı bu konferans, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve milletimizin birliğine karşı bir meydan okumadır. Bu toplantıya katılanların birçoğu, geçmişte Türkiye’de terör eylemleri gerçekleştirmiş, vatandaşlarımızın canına kıymış ve ardından YPG saflarına katılmış kişilerdir. Bu yapıların bir araya gelip özerklik talebinde bulunması, sözde bir “Kürt ulusal konferansı” adı altında yapılması, hem kavramsal hem de siyasi bir ikiyüzlülüğü barındırmaktadır. Türkiye’de ulusal devlete karşı çıkan bu örgütler, şimdi kendi sözde ulusal yapılarını kurma peşindeler. 5-6 Mayıs tarihlerinde bu defa Irak’ın Süleymaniye kentinde PKK’nın kongresi toplandı. Bu toplantıda, örgütün sözde silah bırakma ve kendini feshetme karşılığında devletten talepleri daha önceden biliniyor. Bu talepler ise akıl dışı ve kabul edilemez: 1. Abdullah Öcalan serbest bırakılacak, İmralı Adası’nda kendisine villa tahsis edilecek ve siyasi faaliyetlerini buradan yürütecek. 2. Cezaevlerindeki 4.700 PKK’lı serbest bırakılacak ve topluma entegrasyonları sağlanacak. 3. Anayasa’dan “Türklük” kavramı çıkarılacak. (Anayasanın 66. Maddesi) 4. Anadilde eğitim yasal güvenceye kavuşacak. (Anayasanın 42. Maddesi) Hatırlayalım: Geçmişte “çözüm süreci” adı altında başlatılan girişimlerde, PKK ve türevleri, silah bırakacaklarına, şiddeti sonlandıracaklarına dair sözler verdiler. Ne oldu? Hiçbiri tutulmadı. PKK; PKK adıyla yürütülen çalışmaların sonlandırıldığını açıkladı. AKP sözcüsü Ömer Çelik ise “Karar PKK’nın tüm şübe ve uzantılarını kapsamalı” dedi. Örgüt sadece PKK yapılanmasını sonlandırdığını ve diyer yapıların sonlandırmadığını ima etti. Terör örgütünde PKK, KCK yapılanmasından bir tanesi. PKK lav edildiğinde KCK ortadan kakmıyor. KCK dört terör örgütünün bir araya gelmesiyle oluşuyor. Bunlar PKK, PYD, PJAK ve PÇDK dan oluşmaktadır. PKK’nın Avrupa da binlerce derneği ve vakfı var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da; “Bu açıklamayı örgütün tüm uzantılarını da kapsayan bir karar olarak değerlendiriyoruz” dedi. Örgüt ise sadece PKK’ nın fes edildiğini söylüyor. Bu durumda hükümet nasıl bir karar alacak. Bugün gelinen noktada, Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadelede tarihî bir başarı yakalamış durumda. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ifadesiyle, yurt içinde sadece 81 PKK mensubu kalmış durumda ve kim oldukları da tespit edilmiş. Bu, devletin kararlılığının ve milletin direncinin bir göstergesidir. PKK’ya verilecek tek “ödül”, silah bırakmaları halinde canlarının bağışlanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başka hiçbir koşulu kabul etmez ve etmemelidir. Ancak bu noktada dikkat çeken bir başka mesele daha var: Ana muhalefet partisi CHP’nin ve Sayın Genel Başkan Özgür Özel’in bu gelişmelere karşı sergilediği sessizlik. Atatürk’ün kurduğu ve “ulus devlet” ilkesine yaslanan bir partinin, Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bu girişimlere karşı daha net bir duruş sergilemesi gerekmez mi? Metropol Araştırma Şirketi’nin yaptığı ankette, halkın sadece %23’ünün açılım sürecine destek verdiği, %8 nin kararsız kaldığı, %69’nun ise karşı çıktığı görülmüştür. Bu da toplumun büyük çoğunluğunun bu tür süreçlere güvenmediğini ve geleceği için tehdit olarak gördüğünü açıkça gösteriyor. Bugün sessiz kalanlar, yarın yaşanacak bölünmenin sorumluluğundan kaçamaz. Türk milleti bu oyunu daha önce gördü, yaşadı ve ağır bedeller ödedi. Aynı tuzağa bir kez daha düşmeye niyetli değiliz. Türkiye bir ulus devlettir ve öyle kalacaktır. Kim ne plan yaparsa yapsın, bu milletin kararlılığı her türlü bölücülüğü bertaraf etmeye yeterlidir.  
Ekleme Tarihi: 15 Mayıs 2025 -Perşembe

PKK’nın Özerklik Talebi ve Sessiz Kalanlar

 

 

Geçtiğimiz günlerde 26 Nisan’da Suriye’nin Kamışlı kentinde düzenlenen “Kürt Ulusal Konferansı”, sadece bir toplantı değil, aynı zamanda Türkiye’nin milli birliğini hedef alan yeni bir stratejinin dışa vurumuydu. PKK/YPG’nin önde gelen isimlerinin de katıldığı bu konferans, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve milletimizin birliğine karşı bir meydan okumadır.

Bu toplantıya katılanların birçoğu, geçmişte Türkiye’de terör eylemleri gerçekleştirmiş, vatandaşlarımızın canına kıymış ve ardından YPG saflarına katılmış kişilerdir. Bu yapıların bir araya gelip özerklik talebinde bulunması, sözde bir “Kürt ulusal konferansı” adı altında yapılması, hem kavramsal hem de siyasi bir ikiyüzlülüğü barındırmaktadır. Türkiye’de ulusal devlete karşı çıkan bu örgütler, şimdi kendi sözde ulusal yapılarını kurma peşindeler.

5-6 Mayıs tarihlerinde bu defa Irak’ın Süleymaniye kentinde PKK’nın kongresi toplandı. Bu toplantıda, örgütün sözde silah bırakma ve kendini feshetme karşılığında devletten talepleri daha önceden biliniyor. Bu talepler ise akıl dışı ve kabul edilemez:

1. Abdullah Öcalan serbest bırakılacak, İmralı Adası’nda kendisine villa tahsis edilecek ve siyasi faaliyetlerini buradan yürütecek.

2. Cezaevlerindeki 4.700 PKK’lı serbest bırakılacak ve topluma entegrasyonları sağlanacak.

3. Anayasa’dan “Türklük” kavramı çıkarılacak. (Anayasanın 66. Maddesi)

4. Anadilde eğitim yasal güvenceye kavuşacak. (Anayasanın 42. Maddesi)

Hatırlayalım: Geçmişte “çözüm süreci” adı altında başlatılan girişimlerde, PKK ve türevleri, silah bırakacaklarına, şiddeti sonlandıracaklarına dair sözler verdiler. Ne oldu? Hiçbiri tutulmadı.

PKK; PKK adıyla yürütülen çalışmaların sonlandırıldığını açıkladı. AKP sözcüsü Ömer Çelik ise “Karar PKK’nın tüm şübe ve uzantılarını kapsamalı” dedi. Örgüt sadece PKK yapılanmasını sonlandırdığını ve diyer yapıların sonlandırmadığını ima etti.

Terör örgütünde PKK, KCK yapılanmasından bir tanesi. PKK lav edildiğinde KCK ortadan kakmıyor. KCK dört terör örgütünün bir araya gelmesiyle oluşuyor. Bunlar PKK, PYD, PJAK ve PÇDK dan oluşmaktadır. PKK’nın Avrupa da binlerce derneği ve vakfı var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da; “Bu açıklamayı örgütün tüm uzantılarını da kapsayan bir karar olarak değerlendiriyoruz” dedi. Örgüt ise sadece PKK’ nın fes edildiğini söylüyor. Bu durumda hükümet nasıl bir karar alacak.

Bugün gelinen noktada, Türk Silahlı Kuvvetleri terörle mücadelede tarihî bir başarı yakalamış durumda. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ifadesiyle, yurt içinde sadece 81 PKK mensubu kalmış durumda ve kim oldukları da tespit edilmiş. Bu, devletin kararlılığının ve milletin direncinin bir göstergesidir.

PKK’ya verilecek tek “ödül”, silah bırakmaları halinde canlarının bağışlanmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başka hiçbir koşulu kabul etmez ve etmemelidir.

Ancak bu noktada dikkat çeken bir başka mesele daha var: Ana muhalefet partisi CHP’nin ve Sayın Genel Başkan Özgür Özel’in bu gelişmelere karşı sergilediği sessizlik. Atatürk’ün kurduğu ve “ulus devlet” ilkesine yaslanan bir partinin, Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bu girişimlere karşı daha net bir duruş sergilemesi gerekmez mi?

Metropol Araştırma Şirketi’nin yaptığı ankette, halkın sadece %23’ünün açılım sürecine destek verdiği, %8 nin kararsız kaldığı, %69’nun ise karşı çıktığı görülmüştür. Bu da toplumun büyük çoğunluğunun bu tür süreçlere güvenmediğini ve geleceği için tehdit olarak gördüğünü açıkça gösteriyor.

Bugün sessiz kalanlar, yarın yaşanacak bölünmenin sorumluluğundan kaçamaz. Türk milleti bu oyunu daha önce gördü, yaşadı ve ağır bedeller ödedi. Aynı tuzağa bir kez daha düşmeye niyetli değiliz.

Türkiye bir ulus devlettir ve öyle kalacaktır. Kim ne plan yaparsa yapsın, bu milletin kararlılığı her türlü bölücülüğü bertaraf etmeye yeterlidir.

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.