Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

Erdoğan’dan Sonra Abdullah Gül mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra ne olacak? Daha doğrusu, Erdoğan’dan sonra kim gelecek? Ak Parti tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağı neredeyse kesin görülen Erdoğan’ın ardından, AK Parti’nin genel başkanlığını ve dolayısıyla ülke yönetimini kimin devralacağı meselesi artık sadece muhalefetin değil, bizzat iktidar çevrelerinin de en hararetli tartışma başlığı haline gelmiş durumda. Bunun temel nedeni açık: Anayasa, cumhurbaşkanına iki dönem sınırı koyuyor. Erdoğan 2014’te halk oyuyla seçildi, 2018’de ikinci kez kazandı, 2023’te ise üçüncü kez cumhurbaşkanı oldu. 12 yıl başbakanlık, 11 yıl cumhurbaşkanlığı… Toplam 23 yıl kesintisiz iktidar. Bu kadar uzun bir siyasi maratonun ardından Erdoğan’ın “inzivaya çekileceği” konuşuluyor. Ancak asıl mesele, Erdoğan sonrası dönemin kime emanet edileceği. Ankara’da konuşulanlara bakılırsa, AK Parti içinde Erdoğan sonrası için sessiz ama sert bir iktidar mücadelesi çoktan başlamış durumda. Bazı yorumcular, Erdoğan’ın kendisinden sonra bir “veliaht” tayin edeceğini, son dönemdeki yoğun siyasi trafiğin de bunun göstergesi olduğunu ileri sürüyor. İsimler havada uçuşuyor: Bilal Erdoğan son zamanlarda yoğun programlar yaparak bir halef gibi davranmaya başladığı, Selçuk Bayraktar’ın savunma sanayiindeki başarıları üzerinden “doğal halef” olarak öne çıktığı, bazı medya kuruluşlarının Bayraktar’a açık destek verdiği iddia ediliyor. Hakan Fidan’ın ismi de sıkça dillendiriliyor. Ancak gerçekçi olalım. Bu isimlerin sandıkta karşılığı var mı? Erdoğan, 23 yıldır girdiği her seçimi kazanan bir lider olarak bunu herkesten iyi bilir. Toplumda karşılığı olmayan, siyaset üretme kapasitesi sınırlı isimleri arkasında bırakacağına inanmak saflık olur. Tam da bu noktada, kulislerde asıl dikkat çeken isim yeniden sahneye çıkıyor: Abdullah Gül. AK Parti’nin ilk başbakanı, ilk cumhurbaşkanı… Partinin kuruluş felsefesini bilen, Erdoğan sonrası dönemde AK Parti’yi dağılmadan bir arada tutabileceğine inanılan tek isim. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abdullah Gül’ün son dönemde sık sık görüştüğü iddia ediliyor. Görüşmelerin artması, “Gül yeniden mi hazırlanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor. Ankara’da bu yönde ciddi bir hazırlık yapıldığı konuşuluyor. Unutmayalım: 23 yılda Türkiye’de sadece siyaset değil, sermaye de el değiştirdi. Yeni güç odaklarının ve devlet bürokrasinin, mevcut düzenin devamı için bu projeye destek vermesi kaçınılmaz görünüyor. Bu senaryonun devamında kulislerde daha da çarpıcı iddialar var: Ali Babacan’ın AK Parti’ye geri dönebileceği, hatta Meral Akşener’in de bu “yeni merkez” oluşumunun bir parçası olabileceği konuşuluyor. İktidar cephesinde bu hesaplar yapılırken, muhalefet tarafı ise adeta donmuş vaziyette. CHP, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olamayacağını yavaş yavaş kabullenmiş durumda. Ancak bu kabulleniş, yeni bir vizyon üretmek yerine, ikinci bir Kemal Kılıçdaroğlu vakasına zemin hazırlıyor. Şimdi CHP kulislerinde konuşulan soru şu: “Özgür Özel’i nasıl cumhurbaşkanı adayı yaparız?” Bu soru bile muhalefetin içinde bulunduğu zihinsel çıkmazı anlatmaya yetiyor. Sonuç Türkiye, Erdoğan sonrası döneme hazırlanıyor. Ancak görünen o ki bu hazırlık, muhalefetten çok iktidarın kendi içinde yapılıyor. Ve eğer Ankara kulisleri doğruysa, Erdoğan sonrası Türkiye’de sürpriz bir isim değil, eski bir tanıdık yeniden sahneye çıkabilir. Abdullah Gül gerçekten geri mi dönüyor, yoksa bu sadece fırtına öncesi bir kulis oyunu mu? Bunu çok yakında göreceğiz.
Ekleme Tarihi: 25 Aralık 2025 -Perşembe

Erdoğan’dan Sonra Abdullah Gül mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra ne olacak?

Daha doğrusu, Erdoğan’dan sonra kim gelecek?

Ak Parti tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacağı neredeyse kesin görülen Erdoğan’ın ardından, AK Parti’nin genel başkanlığını ve dolayısıyla ülke yönetimini kimin devralacağı meselesi artık sadece muhalefetin değil, bizzat iktidar çevrelerinin de en hararetli tartışma başlığı haline gelmiş durumda.

Bunun temel nedeni açık:

Anayasa, cumhurbaşkanına iki dönem sınırı koyuyor. Erdoğan 2014’te halk oyuyla seçildi, 2018’de ikinci kez kazandı, 2023’te ise üçüncü kez cumhurbaşkanı oldu.

12 yıl başbakanlık, 11 yıl cumhurbaşkanlığı… Toplam 23 yıl kesintisiz iktidar.

Bu kadar uzun bir siyasi maratonun ardından Erdoğan’ın “inzivaya çekileceği” konuşuluyor. Ancak asıl mesele, Erdoğan sonrası dönemin kime emanet edileceği.

Ankara’da konuşulanlara bakılırsa, AK Parti içinde Erdoğan sonrası için sessiz ama sert bir iktidar mücadelesi çoktan başlamış durumda.

Bazı yorumcular, Erdoğan’ın kendisinden sonra bir “veliaht” tayin edeceğini, son dönemdeki yoğun siyasi trafiğin de bunun göstergesi olduğunu ileri sürüyor.

İsimler havada uçuşuyor:

Bilal Erdoğan son zamanlarda yoğun programlar yaparak bir halef gibi davranmaya başladığı, Selçuk Bayraktar’ın savunma sanayiindeki başarıları üzerinden “doğal halef” olarak öne çıktığı, bazı medya kuruluşlarının Bayraktar’a açık destek verdiği iddia ediliyor.

Hakan Fidan’ın ismi de sıkça dillendiriliyor.

Ancak gerçekçi olalım.

Bu isimlerin sandıkta karşılığı var mı?

Erdoğan, 23 yıldır girdiği her seçimi kazanan bir lider olarak bunu herkesten iyi bilir. Toplumda karşılığı olmayan, siyaset üretme kapasitesi sınırlı isimleri arkasında bırakacağına inanmak saflık olur.

Tam da bu noktada, kulislerde asıl dikkat çeken isim yeniden sahneye çıkıyor:

Abdullah Gül.

AK Parti’nin ilk başbakanı, ilk cumhurbaşkanı…

Partinin kuruluş felsefesini bilen, Erdoğan sonrası dönemde AK Parti’yi dağılmadan bir arada tutabileceğine inanılan tek isim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abdullah Gül’ün son dönemde sık sık görüştüğü iddia ediliyor. Görüşmelerin artması, “Gül yeniden mi hazırlanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor. Ankara’da bu yönde ciddi bir hazırlık yapıldığı konuşuluyor.

Unutmayalım:

23 yılda Türkiye’de sadece siyaset değil, sermaye de el değiştirdi. Yeni güç odaklarının ve devlet bürokrasinin, mevcut düzenin devamı için bu projeye destek vermesi kaçınılmaz görünüyor.

Bu senaryonun devamında kulislerde daha da çarpıcı iddialar var:

Ali Babacan’ın AK Parti’ye geri dönebileceği, hatta Meral Akşener’in de bu “yeni merkez” oluşumunun bir parçası olabileceği konuşuluyor.

İktidar cephesinde bu hesaplar yapılırken, muhalefet tarafı ise adeta donmuş vaziyette.

CHP, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olamayacağını yavaş yavaş kabullenmiş durumda. Ancak bu kabulleniş, yeni bir vizyon üretmek yerine, ikinci bir Kemal Kılıçdaroğlu vakasına zemin hazırlıyor.

Şimdi CHP kulislerinde konuşulan soru şu:

“Özgür Özel’i nasıl cumhurbaşkanı adayı yaparız?”

Bu soru bile muhalefetin içinde bulunduğu zihinsel çıkmazı anlatmaya yetiyor.

Sonuç

Türkiye, Erdoğan sonrası döneme hazırlanıyor.

Ancak görünen o ki bu hazırlık, muhalefetten çok iktidarın kendi içinde yapılıyor.

Ve eğer Ankara kulisleri doğruysa, Erdoğan sonrası Türkiye’de sürpriz bir isim değil, eski bir tanıdık yeniden sahneye çıkabilir.

Abdullah Gül gerçekten geri mi dönüyor, yoksa bu sadece fırtına öncesi bir kulis oyunu mu?

Bunu çok yakında göreceğiz.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.