Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

Emperyalizmin Taşeronları Ve Bitmeyen Senaryo

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Amerika ve Avrupa’nın açık desteğiyle, İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarında 14 Mayıs 1948’de İsrail devleti kuruldu. Bu dayatmaya karşı çıkan Arap ülkeleri ise aynı yıl, 22 Eylül 1948’de Mısır’ın kontrolündeki Gazze’de sözde bir Filistin hükümeti ilan etti. 1948 Arap-İsrail Savaşı sonunda İsrail ayakta kalmayı başardı; bölgenin kaderi ise dış müdahalelerin oyuncağı hâline geldi. 1964 yılında Kahire’de toplanan Arap Birliği Zirvesi’nde, özellikle Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın yoğun desteğiyle Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) kuruldu. FKÖ’nün merkezi, 1967 Savaşı sonrası Ürdün’e, 1970’te Lübnan’a, 1982’de ise İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesinin ardından Tunus’a taşındı. Yani örgüt, var olduğu günden itibaren bölgesel dengelere ve küresel güçlerin hesaplarına göre şekillendirildi. PKK ise 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde kuruldu. Kuruluş amacı, Türkiye’nin doğusunda sözde sosyalist bir Kürt devleti oluşturmaktı. Lübnan Bekaa Vadisi’nde, FKÖ’nün kontrolündeki kamplarda PKK’ya eğitim verilmesi bir tesadüf değildi. Aynı kamplarda PKK,DHKP-C, THKP-C, TKP, ML, MLKP gibi birçok örgüt aynı eğitmenlerle yetiştirildi. Bu yapılara “Marksist” ya da “sol” etiketler yapıştırıldı; sanki Moskova’nın ürünüymüş gibi servis edildiler. Oysa perde arkasındaki gerçek bambaşkaydı. Bu örgütler, sol söylemlerle dünyaya pazarlanırken gerçekte Amerikan emperyalizmine hizmet ettiler. Senaryo hep aynıydı: Önce bir ülkede kriz ve kaos üretildi, ardından o kaosu bahane ederek müdahale edildi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgale teşvik edilmesi, sonra “işgalci” ilan edilerek Irak’ın yerle bir edilmesi bunun en açık örneğidir. Suriye’de muhalifler silahlandırıldı, Esad’a karşı ayaklanma körüklendi. Ardından gizlice desteklenen IŞİD bahanesiyle asıl hedef devreye sokuldu: PKK/YPG. Sözde IŞİD ile mücadele etmek için başka bir terör örgütü PKK/YPG silahlandırılıp legalleştirilip, gerçek amaçları olan Suriye’de bir terör devleti kurmak. PKK/YPG’nin ne zaman başı sıkışsa hemen  IŞİD devreye sokuluyor. Bugün gelinen noktada, PKK/YPG Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurma çabası içindedir ve bu girişim açıkça İsrail başta olmak üzere emperyal güçlerin desteğiyle yürütülmektedir. Amerika, İsrail, Rusya, Fransa, İngiltere ve İran gibi aktörler, çıkarları doğrultusunda PKK’yı bir aparat olarak kullanmıştır. Örgüt, kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman masum bir “halk hareketi” olmamış, daima küresel hesapların taşeronu olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehdidin farkındadır. Bedeli ne olursa olsun, güneyinde bir terör devletinin kurulmasına izin verilmeyecektir. Türk milletini oluşturan Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar, Arnavutlar, Gürcüler ve daha birçok etnik unsur bu oyunun farkındadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ortak vatan bilinci ve milli egemenliği sonuna kadar savunulacaktır. Bu topraklarda emperyalizmin senaryosu tutmayacak, taşeronlar da er ya da geç tarihin karanlık sayfalarına gömülecektir.
Ekleme Tarihi: 31 Aralık 2025 -Çarşamba

Emperyalizmin Taşeronları Ve Bitmeyen Senaryo

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Amerika ve Avrupa’nın açık desteğiyle, İngiliz mandası altındaki Filistin topraklarında 14 Mayıs 1948’de İsrail devleti kuruldu. Bu dayatmaya karşı çıkan Arap ülkeleri ise aynı yıl, 22 Eylül 1948’de Mısır’ın kontrolündeki Gazze’de sözde bir Filistin hükümeti ilan etti. 1948 Arap-İsrail Savaşı sonunda İsrail ayakta kalmayı başardı; bölgenin kaderi ise dış müdahalelerin oyuncağı hâline geldi.

1964 yılında Kahire’de toplanan Arap Birliği Zirvesi’nde, özellikle Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın yoğun desteğiyle Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) kuruldu. FKÖ’nün merkezi, 1967 Savaşı sonrası Ürdün’e, 1970’te Lübnan’a, 1982’de ise İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesinin ardından Tunus’a taşındı. Yani örgüt, var olduğu günden itibaren bölgesel dengelere ve küresel güçlerin hesaplarına göre şekillendirildi.

PKK ise 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde kuruldu. Kuruluş amacı, Türkiye’nin doğusunda sözde sosyalist bir Kürt devleti oluşturmaktı. Lübnan Bekaa Vadisi’nde, FKÖ’nün kontrolündeki kamplarda PKK’ya eğitim verilmesi bir tesadüf değildi. Aynı kamplarda PKK,DHKP-C, THKP-C, TKP, ML, MLKP gibi birçok örgüt aynı eğitmenlerle yetiştirildi. Bu yapılara “Marksist” ya da “sol” etiketler yapıştırıldı; sanki Moskova’nın ürünüymüş gibi servis edildiler. Oysa perde arkasındaki gerçek bambaşkaydı.

Bu örgütler, sol söylemlerle dünyaya pazarlanırken gerçekte Amerikan emperyalizmine hizmet ettiler. Senaryo hep aynıydı: Önce bir ülkede kriz ve kaos üretildi, ardından o kaosu bahane ederek müdahale edildi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgale teşvik edilmesi, sonra “işgalci” ilan edilerek Irak’ın yerle bir edilmesi bunun en açık örneğidir. Suriye’de muhalifler silahlandırıldı, Esad’a karşı ayaklanma körüklendi. Ardından gizlice desteklenen IŞİD bahanesiyle asıl hedef devreye sokuldu: PKK/YPG.

Sözde IŞİD ile mücadele etmek için başka bir terör örgütü PKK/YPG silahlandırılıp legalleştirilip, gerçek amaçları olan Suriye’de bir terör devleti kurmak. PKK/YPG’nin ne zaman başı sıkışsa hemen  IŞİD devreye sokuluyor.

Bugün gelinen noktada, PKK/YPG Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurma çabası içindedir ve bu girişim açıkça İsrail başta olmak üzere emperyal güçlerin desteğiyle yürütülmektedir. Amerika, İsrail, Rusya, Fransa, İngiltere ve İran gibi aktörler, çıkarları doğrultusunda PKK’yı bir aparat olarak kullanmıştır. Örgüt, kurulduğu günden bu yana hiçbir zaman masum bir “halk hareketi” olmamış, daima küresel hesapların taşeronu olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehdidin farkındadır. Bedeli ne olursa olsun, güneyinde bir terör devletinin kurulmasına izin verilmeyecektir. Türk milletini oluşturan Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar, Arnavutlar, Gürcüler ve daha birçok etnik unsur bu oyunun farkındadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, ortak vatan bilinci ve milli egemenliği sonuna kadar savunulacaktır.

Bu topraklarda emperyalizmin senaryosu tutmayacak, taşeronlar da er ya da geç tarihin karanlık sayfalarına gömülecektir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.