Türkiye’de emeklilik sistemi son 20 yılda öyle bir hâle geldi ki, artık kimse “Emekli olunca rahat ederim” cümlesine inanmıyor. Çünkü 2008’de “reform” adıyla getirilen düzenleme, aslında milyonlarca çalışanın geleceğini adım adım tırpanlayan bir düzenin başlangıcıydı.
Aylık Bağlama Oranının Sessiz Çöküşü
Eskiden emekli olmak, yıllarca ödediğiniz primin karşılığını almak demekti. 08.09.1999 öncesinde 25 yıl çalışan birinin aylık bağlama oranı (ABO) %76 idi. 3.600 günle bile %70 aylık alabiliyordunuz.
Sonra sistem değişti.
1999–2008 arası ABO %65’e indi.
2008 sonrası ise 25 yıl için ABO %50’ye kadar düştü.
Aynı gün prim yatıran iki kişi, sadece işe başlama tarihleri farklı olduğu için bugün tamamen farklı maaşlarla yaşamak zorunda bırakılıyor. Böyle bir adaletsizlik dünyanın neresinde reform diye sunulur?
Gelişme Katsayısına Tırpan
2008 öncesinde emekli maaşı hesaplanırken büyüme oranı hesaba %100 dahil edilirdi. Reformla birlikte bu oran %30’a düşürüldü. Yani ekonomideki büyüme artık emeklinin cebine yansımıyor; sadece rakamlara yansıyor.
Emeklinin Milli Gelirden Aldığı Pay Azaldı
Asıl dramatik tablo ise burada:
2009’da emeklilerin nüfusa oranı %12,6 idi, milli gelirden aldıkları pay %6,8.
2022’ye geliyoruz; nüfus oranı %16,3’e çıkmış, payları %4,5’a düşmüş.
Yani emekli sayısı artıyor ama pastadan herkes pay alırken emeklinin payı küçülüyor. Bu bile başlı başına bir çöküş raporudur.
Geçinmek Mümkün mü?
Bugün en düşük emekli maaşı 16.880 TL.
Asgari ücret 22.104 TL.
En ucuz kira 10–15 bin TL.
Bu tabloyu görünce emeklilerin neden sadece “karın doyurmaya” çalıştığını, neden sosyal hayattan tamamen koptuğunu anlamak zor değil. Emeklilik artık dinlenme hakkı değil, hayatta kalma mücadelesi.
Sistemi Devlet Taşıyor, Devlet de Yoruluyor
Devlet bugün emeklilik sistemini %37 oranında süspanse ediyor. Yani sistem kendi kendine maaş ödeyemiyor. Bu nedenle Çalışma Bakanı çıkıp “Maaşları ödeyebiliyoruz” deme ihtiyacı hissediyor.
Bir bakanın böyle bir cümle kurmak zorunda kalması, fotoğrafın ne kadar karardığını anlatmaya yetiyor.
Yeni “Zorunlu” Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi geldi.
Şimdi de sırada ikinci emeklilik sistemi var. BES benzeri, fakat zorunlu:
İşverenden %3
Çalışandan %3
Toplam %6 kesintiyle yeni bir fon kuruldu.
Askeri ücretle çalışan birinden yaklaşık 1560 lira, normal ücretle çalışan birinden yaklaşık 2100 lira kesinti olacak.
2026 yılı Ocak ayında ki maaş zamlarında bu oran artacak.
Düzenleme 2026 Haziran ayında yürürlüğe girecek.
Eskinin banka sandıkları ya da OYAK mantığıyla, ikinci bir emeklilik yaratılmak isteniyor. Üstelik sisteme katılmamak gibi bir seçenek de yok.
Peki 16 milyon mevcut emekli?
Bu sisteme dahil olmadıkları için ömür boyu düşük maaş almaya devam mı edecekler?
Cevap yok. Plan yok. Hesap yok.
Yanlış Ekonomi Politikalarının Bedeli Emekliye Kesildi
Bugün tasarruf tedbirleri nerede uygulanıyor?
Sarayda mı?
Taşıt filolarında mı?
İhalelerde mi? Hayır.
Fatura her zamanki adrese gidiyor: Çalışan ve emekli.
Emeklinin dayanacak gücü kalmadı. Aylık bağlama oranı acilen yeniden düzenlenmeli, emekli maaşları gerçek enflasyon ve insanca yaşam standartlarına göre belirlenmelidir.
Çünkü mesele sadece ekonomi değil; mesele insanların ömrünün karşılığını alabilmesidir.
Ve bugün bu ülkede milyonlarca kişi kendi ömrünün hakkını alamıyor.


