Geçtiğimiz günlerde altı aylık enflasyon farkı kesinleşti ve emeklilerin 2026 Ocak–Haziran döneminde alacağı zam oranları açıklandı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına yansıtılacak artış yüzde 12,19 olarak hesaplandı. En düşük emekli aylığında ise biraz daha “makyajlı” bir artış yapıldı; yüzde 18,48 zamla en düşük emekli maaşı 20 bin liraya çıkarıldı.
Bu düzenleme ile en düşük emekli aylığı alan 4 milyon 917 bin kişinin maaşına yaklaşık bin lira eklenmiş oldu. İktidar, bu bin liralık artışla adeta kendi vicdanını rahatlatmaya çalıştı. Ancak rakamlar, yapılanın bir iyileştirme değil, yalnızca bir oyalama olduğunu açıkça gösteriyor.
Aynı günlerde açlık sınırı 30 bin lira, yoksulluk sınırı ise 98 bin lira olarak açıklandı. Emekli maaşı ne açlık sınırına yaklaşabiliyor ne de yoksulluk sınırının yanından bile geçebiliyor. Yani emekli, çalışırken ürettiği değerlerin karşılığında, emeklilikte yoksulluğa mahkûm ediliyor.
Oysa mesele kaynak yokluğu değil, kaynakların nasıl ve kimin için kullanıldığıdır. 2026 yılında Yap-İşlet-Devret projeleri için devletin üstlendiği garanti ödemeleri 103 milyar lirayı bulmuş durumda. Sadece 2026 yılında şehir hastanelerine yapılacak ödeme 136 milyar 148 milyon lira. Üstelik bu rakamlar her yıl katlanarak artıyor.
2026 bütçesinin neredeyse beşte biri, yani 2 trilyon 742 milyar lira, yalnızca faiz ödemelerine ayrılmış durumda. Kamu hizmetlerine, sosyal politikalara, emekliye ayrılması gereken kaynaklar ise bu devasa yükün altında eziliyor.
Bir zamanlar “devlete bir kuruş yük getirmiyor” diye övünülen Yap-İşlet-Devret projelerinin garanti ödemeleri, bugün neredeyse projelerin kendi maliyetlerini aşmış durumda. Bütçe açıkları büyürken, faturası her zamanki gibi emekliye, dar gelirliye kesiliyor.
Her yıl enflasyon karşısında maaşları eriyen emekliler, 2026’da da insanca yaşanabilecek bir gelire kavuşamadı. İktidar, emekliyi yine kaderine terk etti. Emeklinin hakkı olan refah, yine ertelendi.
Görünen o ki emeklilerin umutları ve beklentileri, bu kez de önümüzdeki genel seçimlerin vaatlerine bırakıldı. Emekli için bugün değil, her zamanki gibi “yarın” denildi.


