Ekonomide dümen yine sallanıyor. Krizden çıkış için üç kez ekonominin başına getirilen Mehmet Şimşek, iki buçuk yıllık görev süresinin sonunda başarıya ulaşamadı. Fakat bu başarısızlığın tek sorumlusu Şimşek değil; hükümetin genel politikaları da bu çöküşte başrolü oynadı.
Bu sürede 2.000’in üzerinde şirket kepenk kapattı, sadece tekstil sektöründe 550 bin kişi işsiz kaldı. Düşük kur politikasıyla enflasyonu dizginlemeye çalışan ekonomi yönetimi, ihracatçının elini kolunu bağladı. Uluslararası pazarlarda rekabet gücü yerle bir oldu. Üç binden fazla tekstil firması üretimini Mısır’a taşıdı.
Sermaye kaçışı hızlandı, ihracattaki kayıp 4,5 milyar doları buldu. Dolar o kadar baskılandı ki, adeta nefes almasına bile izin verilmedi. Bugün Türkiye, dünyanın en yüksek enflasyon ve faiz oranlarına sahip ülkelerinden biri haline geldi.
Mehmet Şimşek ise tabloyu “yapısal adımların atılmaması”na bağlıyor. Adaletin ve yargının bağımsız olmadığı bir ülkeye yabancı yatırımcı gelmez, hatta yerli yatırımcı bile kaçar diyor. Haklı. Ancak bu sözlerin, iktidar kulislerinde bir yankısı var mı? Pek sanmıyorum.
Devlet harcamalarında tasarruf yapılması gerektiği defalarca söylendi ama hiçbir kamu kurumu bu kararlara uymadı, uymuyor. Şimşek’in çabaları sonuçsuz kaldı. Şimdi hükümet, yeni bir ekonomi patronu arayışında.
Ancak herkes biliyor ki, bu kadar kırılgan bir ortamda yapılacak bir değişiklik, piyasaları altüst edebilir. Bu yüzden yeni ismin güçlü olması şart. Peki, kim mi bu “güçlü isim”?
Tahmininiz yanlış! Gözlerinden ışık saçan eski bakan değil. CHP’lilerin de yakından tanıdığı, Altılı Masa’nın ağır topu, hatta bir dönem cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünen isim: Ali Babacan!
2023 seçimlerinde DEVA Partisi’ni CHP listelerinden Meclis’e taşıyan, AKP’nin eski “altın çocuğu” Babacan’a, ekonominin başına geçmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikna edilip teklif götürdüğü konuşuluyor. Babacan teklifi önce kabul etmiş, ancak yargıda yapısal reform şartı koymuş. Görüşmeler hâlâ sürüyormuş.
Ahmet Davutoğlu gibi partisi karşılık bulamayan Babacan da, görünen o ki AKP’ye geri dönmenin eşiğinde.
Eğer bu dönüş gerçekleşirse, Türkiye ekonomisinin yeni patronu Ali Babacan olacak. Ama açık konuşalım: Babacan’ın da başarılı olabileceğine pek inanmıyorum. Çünkü bu sistemde, kim patron olursa olsun, patronun üstünde bir irade oldukça ekonomi nefes alamaz.


