Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ömer Öztürk
Köşe Yazarı
Ömer Öztürk
 

Doğu ile Batının Bitmeyen Mücadelesi ve Papa’nın İznik Ziyareti

Daha önce de çeşitli dönemlerde Katolik dünyasının ruhani liderleri Türkiye’ye gelmişti; ancak bu ziyareti diğerlerinden ayıran en önemli unsur, Papa’nın Bursa’nın İznik ilçesini ziyaret etmesiydi. İznik 1075 de Anadolu Selçuklu sultanı Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından feth edilmiş, birinci Haçlıların şehri geri aldıkları 1097 yıla kadar Türk’lerin Anadolu’daki ilk başkenti olmuş. Osmanlı Devleti’nin ikinci Sultanı Orhan bey İznik’i 1331 yılında 234 yıl sonra tekrar fethet di. Şehirde Selçuklu’ların izlerini, Osmanlı’nın eserlerini görebiliriz. İznik bu nedenle Türk’ler için çok önemli bir şehirdir.   İznik’in Hristiyan dünyasındaki önemi ise, Büyük Roma İmparatoru 1. Konstantin’in milattan sonra 325 yılında burada topladığı Birinci İznik Konsili’nden geliyor. İlginçtir ki Konstantin, Hristiyan değildi; Pagan inancına bağlıydı. O dönemde Roma İmparatorluğu’nun resmi dini Paganizmdi ve Jüpiter, Mars, Kurrinus gibi çokl tanrılara tapınılıyordu. Hristiyanlığın doğuşundan İznik Konsili’ne kadar geçen üç asır boyunca Roma, Hristiyanlara ağır baskılar uygulamış, onları öldürmüş, inançlarını yaymalarını engellemeye çalışmıştı.   Bu çileli dönem, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim’de de Kehf Suresi’nde “Ashab-ı Kehf – Yedi Uyurlar” kıssasıyla anlatılır. Sürede, Roma valisinin sarayında görevli altı gencin çok tanrılı Pagan inancını reddedip tek tanrı inancını benimsemeleri ve tüm tehditlere rağmen bu inançtan vazgeçmemeleri konu edilir. Kendilerine verilen sürede şehirden ayrılan gençler, yolda karşılaştıkları bir çoban ve köpeği Kıtmir ile birlikte bir mağaraya sığınır. Allah’ın bir mucizesi olarak 300 yıl süren bir uykuya dalarlar. Bu olayın M.S. 250’li yıllarda yaşandığı tahmin edilmektedir.   Kur'an’ın anlattığı gibi, Hristiyanlık ilk yüzyıllarında tüm baskılara rağmen tek tanrı inancını koruyordu. Ancak 325 yılındaki İznik Konsili, Hristiyanlık tarihinde büyük bir kırılma noktasıdır. Konstantin, Hristiyanlığın engellenemediğini ve imparatorluk için siyasi bir tehdit hâline geldiğini görünce yeni bir inanç sistemi oluşturmayı hedefledi. Pagan inançlar ile Hristiyanlığı birleştirerek Baba–Oğul–Kutsal Ruh üçlemesini kabul ettirdi. Bu yeni öğretiyi reddeden din adamları ise bunların başında Arius gelir, Roma tarafından öldürüldü. 380 yılında İmparator Büyük Theodosius, Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini ilan etti.   Günümüzdeki Hristiyanlık anlayışının büyük ölçüde 325 İznik Konsili’yle şekillendiği tarihsel bir gerçektir. Bu nedenle Papa’nın İznik ziyareti, çeşitli komplo teorilerini de beraberinde getirdi.   Hristiyanlığın üç ana mezhebi Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık arasında tarihsel rekabetler vardır. Katolik mezhebinin liderinin İznik’te ayin yapmasının, Fener Rum Patrikhanesi’ni güçlendireceği iddia edildi. Ancak Katolikliğin en büyük rakibi bizzat Ortodoksluktur; bu nedenle Papa’nın ayini Ortodoks Patrikhanesi’ne güç kazandırmaz.   Doğu-Batı mücadelesi tarih boyunca kesintisiz devam etti. M.Ö. 1200’lerde Akalar ile Truvalılar arasındaki Truva Savaşı, Batı’nın sembolik zaferiydi. Haçlı Seferleri ise 1096’da başlayıp 200 yıl sürdü; Hristiyan dünyası ile Selçuklu Türkleri arasındaki bu büyük mücadele Türklerin üstünlüğüyle sonuçlandı. Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethederken “Truva'nın intikamını aldık” dediği rivayet edilir.   Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın ağır şartlarla imzaladığı Mondros Mütarekesi’nin, “Agamemnon” adlı bir İngiliz zırhlısında imzalanması da tarihsel sembolizm açısından dikkat çekicidir. Agememnon Truva savaşında Akaların (Yunanlıların) baş komutanıydı. Kurtuluş Savaşı’nda Yunan ordusunun İzmir’de denize dökülmesi sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın “Truva’nın öcünü aldık” sözünü söylediği anlatılır.   Diğer taraftan Papa’ya İznik’de ayin yapmasına izin verilmesinin, Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla bir bağlantısının olup olmadığının akıllara gelmesi.   Tüm bu tarihsel semboller, Doğu ile Batı arasındaki mücadelenin binlerce yıldır farklı biçimlerde sürdüğünü gösteriyor. Bu gelişmelerden dolayı İznik’i Papa’ya yasaklamak doğru değil. Türki’ye büyük bir devlettir. Tarihi süreçleri unutmamak kaydı ile Hristiyanların kendi ülkelerindeki Müslümanlara göstermelerini beklediğimiz hoş görüyü, bizlerde Hristiyanlara göstermeliyiz. İznik inanç turizminde bir başkent ola bilir. Bu nedenle günümüzün siyasi gelişmelerine bakarken bu uzun tarihsel bağlamı ve büyük Türk tarihini unutmamamız gerekir.
Ekleme Tarihi: 04 Aralık 2025 -Perşembe

Doğu ile Batının Bitmeyen Mücadelesi ve Papa’nın İznik Ziyareti

Daha önce de çeşitli dönemlerde Katolik dünyasının ruhani liderleri Türkiye’ye gelmişti; ancak bu ziyareti diğerlerinden ayıran en önemli unsur, Papa’nın Bursa’nın İznik ilçesini ziyaret etmesiydi.

İznik 1075 de Anadolu Selçuklu sultanı Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından feth edilmiş, birinci Haçlıların şehri geri aldıkları 1097 yıla kadar Türk’lerin Anadolu’daki ilk başkenti olmuş. Osmanlı Devleti’nin ikinci Sultanı Orhan bey İznik’i 1331 yılında 234 yıl sonra tekrar fethet di. Şehirde Selçuklu’ların izlerini, Osmanlı’nın eserlerini görebiliriz. İznik bu nedenle Türk’ler için çok önemli bir şehirdir.

 

İznik’in Hristiyan dünyasındaki önemi ise, Büyük Roma İmparatoru 1. Konstantin’in milattan sonra 325 yılında burada topladığı Birinci İznik Konsili’nden geliyor. İlginçtir ki Konstantin, Hristiyan değildi; Pagan inancına bağlıydı. O dönemde Roma İmparatorluğu’nun resmi dini Paganizmdi ve Jüpiter, Mars, Kurrinus gibi çokl tanrılara tapınılıyordu. Hristiyanlığın doğuşundan İznik Konsili’ne kadar geçen üç asır boyunca Roma, Hristiyanlara ağır baskılar uygulamış, onları öldürmüş, inançlarını yaymalarını engellemeye çalışmıştı.

 

Bu çileli dönem, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim’de de Kehf Suresi’nde “Ashab-ı Kehf – Yedi Uyurlar” kıssasıyla anlatılır. Sürede, Roma valisinin sarayında görevli altı gencin çok tanrılı Pagan inancını reddedip tek tanrı inancını benimsemeleri ve tüm tehditlere rağmen bu inançtan vazgeçmemeleri konu edilir. Kendilerine verilen sürede şehirden ayrılan gençler, yolda karşılaştıkları bir çoban ve köpeği Kıtmir ile birlikte bir mağaraya sığınır. Allah’ın bir mucizesi olarak 300 yıl süren bir uykuya dalarlar. Bu olayın M.S. 250’li yıllarda yaşandığı tahmin edilmektedir.

 

Kur'an’ın anlattığı gibi, Hristiyanlık ilk yüzyıllarında tüm baskılara rağmen tek tanrı inancını koruyordu. Ancak 325 yılındaki İznik Konsili, Hristiyanlık tarihinde büyük bir kırılma noktasıdır. Konstantin, Hristiyanlığın engellenemediğini ve imparatorluk için siyasi bir tehdit hâline geldiğini görünce yeni bir inanç sistemi oluşturmayı hedefledi. Pagan inançlar ile Hristiyanlığı birleştirerek Baba–Oğul–Kutsal Ruh üçlemesini kabul ettirdi. Bu yeni öğretiyi reddeden din adamları ise bunların başında Arius gelir, Roma tarafından öldürüldü. 380 yılında İmparator Büyük Theodosius, Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini ilan etti.

 

Günümüzdeki Hristiyanlık anlayışının büyük ölçüde 325 İznik Konsili’yle şekillendiği tarihsel bir gerçektir. Bu nedenle Papa’nın İznik ziyareti, çeşitli komplo teorilerini de beraberinde getirdi.

 

Hristiyanlığın üç ana mezhebi Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık arasında tarihsel rekabetler vardır. Katolik mezhebinin liderinin İznik’te ayin yapmasının, Fener Rum Patrikhanesi’ni güçlendireceği iddia edildi. Ancak Katolikliğin en büyük rakibi bizzat Ortodoksluktur; bu nedenle Papa’nın ayini Ortodoks Patrikhanesi’ne güç kazandırmaz.

 

Doğu-Batı mücadelesi tarih boyunca kesintisiz devam etti. M.Ö. 1200’lerde Akalar ile Truvalılar arasındaki Truva Savaşı, Batı’nın sembolik zaferiydi. Haçlı Seferleri ise 1096’da başlayıp 200 yıl sürdü; Hristiyan dünyası ile Selçuklu Türkleri arasındaki bu büyük mücadele Türklerin üstünlüğüyle sonuçlandı. Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethederken “Truva'nın intikamını aldık” dediği rivayet edilir.

 

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın ağır şartlarla imzaladığı Mondros Mütarekesi’nin, “Agamemnon” adlı bir İngiliz zırhlısında imzalanması da tarihsel sembolizm açısından dikkat çekicidir. Agememnon Truva savaşında Akaların (Yunanlıların) baş komutanıydı. Kurtuluş Savaşı’nda Yunan ordusunun İzmir’de denize dökülmesi sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın “Truva’nın öcünü aldık” sözünü söylediği anlatılır.

 

Diğer taraftan Papa’ya İznik’de ayin yapmasına izin verilmesinin, Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla bir bağlantısının olup olmadığının akıllara gelmesi.

 

Tüm bu tarihsel semboller, Doğu ile Batı arasındaki mücadelenin binlerce yıldır farklı biçimlerde sürdüğünü gösteriyor.

Bu gelişmelerden dolayı İznik’i Papa’ya yasaklamak doğru değil. Türki’ye büyük bir devlettir. Tarihi süreçleri unutmamak kaydı ile Hristiyanların kendi ülkelerindeki Müslümanlara göstermelerini beklediğimiz hoş görüyü, bizlerde Hristiyanlara göstermeliyiz. İznik inanç turizminde bir başkent ola bilir.

Bu nedenle günümüzün siyasi gelişmelerine bakarken bu uzun tarihsel bağlamı ve büyük Türk tarihini unutmamamız gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.