MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeniden başlatıp, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklediği ikinci açılım sürecinde, Devlet Bahçeli’nin tabiriyle sözde “kurucu önder” Abdullah Öcalan’ın talebi doğrultusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulması istenen komisyon resmen kuruldu.
Bu süreçte en çok merak edilen konu, açılım komisyonuna CHP’nin katılıp katılmayacağıydı. CHP seçmeninin tamamına yakını; cumhuriyetin kurucusu, üniter yapının mimarı, 7 düvele karşı gelerek Kurtuluş Savaşı’nı kazanan Türk milliyetçilerinin kalesi olan CHP’nin böyle bir komisyonda yer almayacağına inanıyordu.
Fakat CHP Genel Merkezi ve Genel Başkan Özgür Özel beni yanıltmayarak, tüm CHP seçmenlerinin karşı çıkmasına rağmen komisyona katılma kararı aldı. Terörist başı Abdullah Öcalan, “CHP komisyona katılmazsa açılım sürecinin başarıya ulaşması imkansız” demişti. Bu nedenle Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile önce 30 dakika baş başa, ardından 1 saat 45 dakika heyetlerle birlikte görüşerek komisyona girmeleri için ikna etti.
Muhalif seçmenden gelen tepkileri göğüslemek için Özgür Özel birçok gerekçe sıraladı. Daha önce komisyon kurulup sözde Kürt sorununun Meclis’te görüşülmesini CHP’nin savunduğunu, kendi savundukları bir yapıya neden girmeyeceklerini ifade etti. Oysa ki Meclis’te komisyon kurulmasını, PKK lideri Abdullah Öcalan 2013 yılında talep etmişti.
Özel, komisyonda alınacak kararların salt çoğunlukla değil, nitelikli çoğunlukla alınması şartını sunduklarını ve bu şartın kabul edildiğini söyledi. Nitelikli çoğunluk, 3/5 ya da 2/3 oranında sağlanabiliyor. Ancak 50 kişilik komisyonda AKP, MHP, DEM Parti, DSP ve HÜDA-PAR temsilcilerinin sayısı zaten salt çoğunluğu sağlıyor. Dolayısıyla Özgür Özel’in bu gerekçesi de bir anlam ifade etmiyor.
Ayrıca Sayın Özgür Özel, katıldığı bir televizyon programında, spikerin “Nitelikli çoğunluk şartı bir şey ifade etmiyor, çünkü AKP, MHP, DEM Parti ve yancıları nitelikli çoğunluğu oluşturuyor” demesi üzerine; DEM Parti’yi neden Cumhur İttifakı yanında saydığını soranlara, “DEM Parti bizim yanımızda olacak” diyerek iyice kendini çamura batırdı.
Özgür Özel, komisyonda kesinlikle anayasa değişikliği yapılmayacağını, öyle bir durum olursa masadan kalkacaklarını iddia etti. Ancak geçtiğimiz günlerde, PKK’ya yakınlığı ile bilinen Rudaw TV’ye yaptığı röportajda, “Ana dilde eğitimin oturulup konuşulmasına hiçbir zaman karşı olmadım” dedi.
Hatta 4 parçalı büyük Kürdistan’ın temelini oluşturacak ana dilde eğitim için, “Kamışlı’dan (Suriye) kalkan bir öğrenci bir işçi servisine binip, Nusaybin’den (Türkiye) bir fabrikada ekmeğini kazanabilmeli. Buna kim karşı çıkar?” ifadelerini kullandı. Oysa ki ana dilde eğitim gören Diyarbakır’daki bir Kürt öğrenci, İzmir’de nasıl iş bulacak, Türklerle nasıl anlaşacak? Acaba hiç mi düşünmüyor?
Bu düşüncedeki bir genel başkanın komisyonunda, Türkiye’nin üniter yapısının ve ulus devlet anlayışının yanında duracağını beklemiyorum. Atatürkçü ve milliyetçi seçmenin, CHP’nin bu tavrına karşı koyarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacağına inanıyorum.


