Muris muvazaası, bir kişinin (mirasbırakanın), gerçekte bağışlamak istediği bir malı, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış gibi göstermesi durumudur. Yani tapuda işlem “satış” görünür ama aslında ortada bir bağış vardır.
Bu tür işlemler, mirasçıları aldatmaya yönelik bir hileli davranış sayılır. Türk Hukuku bu tür sahte işlemlere karşı, özellikle saklı pay sahibi mirasçıları korur.
Hukuki Dayanak Nedir?
Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş olan bu konuda temel ilke şudur:
“Muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davalarında TBK m.19 gereğince gerçek irade dikkate alınır. Görünürdeki işlem değil, tarafların gerçek amacı esas alınır.”
(Yargıtay HGK, 2019/1-401 E. 2020/37 K.)
Yani: Satış gibi görünse de, eğer amaç mirasçıdan mal kaçırmak ise bu işlem iptal edilir.
Kimler Dava Açabilir?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal davasını:
• Yasal mirasçılar (örneğin eş, çocuklar),
• Özellikle saklı pay sahibi olan mirasçılar (örneğin kız çocukları),
• Muvazaayı ispatlayabilecek durumda olan kişiler açabilir.
Bu davalarda muvazaa iddiası tanıkla, emsal tapularla, satış bedelinin ödenmemesiyle vs. ispatlanabilir.
Süre Sınırı Var mı?
Hayır. Bu dava, her zaman açılabilir, çünkü muris muvazaasına dayanan tapu işlemleri mutlak butlanla sakattır. Yani zaman aşımı işlemez. Ancak yine de delillerin kaybolmaması ve hak kaybına uğramamak için ölümden sonra çok beklenmeden dava açmak önemlidir.
Mal Kaçırmak İsteyen Mirasbırakana Adalet Dur Diyor
Miras bırakanlar, zaman zaman “benim malım, kime istersem veririm” diyebilir. Ancak hukuk, bu özgürlüğü başkalarının miras hakkını gasp etmemek koşuluyla tanır. Mirasçıları mağdur edecek sahte işlemler, yargı önünde er geç ortaya çıkar.


