HAK ÖDENMEDEN HELALLEŞME OLMAZ.
HAK ÖDENMEDEN HELALLEŞME OLMAZ.
CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK. İŞYERİMİN TARANMASI EMRİ VERİLDİ. BU EMRİ VERENLERE DE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.
HAK ÖDENMEDEN HELALLEŞME OLMAZ.
CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK. İŞYERİMİN TARANMASI EMRİ VERİLDİ. BU EMRİ VERENLERE DE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.
Nevzat KÜÇÜK; “Sayın cumhurbaşkanımızın söylemlerine bakıyorum dargınlarla barışın helallik alın ziyaret edin yanlışlık varsa düzeltin diyor, buraya bakıyorum Ak partinin kaybetmesi için oy oranının düşmesi için bir çaba var gibi geliyor. Sanki içeride kıripto insanlar var gibi zaman hepsini meydana çıkaracak.”
Siyasetin son zamanlarda en çok konuştuğu konulardan biri “HELALLEŞMEK”. Ama asıl olan kişilerin can mal güvenlidir. Bir Ak Partili başka bir Ak Partili hakkında CAN GÜVENLİĞİM YOK diyerek savcılığa şikayette bulunuyor. Geldiğimiz son nokta bu…
Siyaset bunu konuşa dursun, şehrimizde bazı kişilerin birilerinden helallik alması gerekiyor. Helallik alınacak kişi “haksızlığa uğradıysa, hakkı gasp edildi ise, birileri bilerek hakkınızı size teslim etmek istemiyorsa” işte bu durumda HELALLİK alma durumu ortaya çıkıyor. Hakkımı bende helal etmem. Can güvenliği ise bambaşka bir konu. Bunu sağlamak devletimize düşüyor.
Balıklı kuyumcusu NEVZAT KÜÇÜK “hakkım ödenmediği sürece hakkımı helal etmeyeceğim” diyor. Balıkesir’in tanınmış kuyumcularından olan Balıklı Kuyumcusu sahibi Nevzat KÜÇÜK siyasetin çok kullandığı kelime ile anlatmak gerekirse “HAKKIMI HELAL ETMİYORUM” dedi. Helallik konusu ile ilgili Nevzat KÜÇÜK ile bir söyleşi yaptık. Biz sorduk Nevzat bey içtenlikle gözlerimizin içine bakarak cesurca cevaplar verdi.
Son zamanların en çok konuşulan konusu helallik alma. Sizin için HELALLİK konusu nereden çıktı?
Biliyorsunuz 2021 yılında çok büyük bir dolandırıcılık olayı yaşadık. Mağduriyetimizi de her yerde anlattık. Tüm adli makamlar, emniyet, siyasetçiler, halkımız kısaca herkese anlattık ve anlatmaya devam edeceğiz. Önümüzde ki bunu ulusaldan sizlerin desteği ile duyuracağız. Ben dolandırılıp, ailesinin, çocuğunun, eşinin, 30 yıllık emeğimin hakkı yenmiş bir Balıkesir evladıyım. Bizler ailemizden hep çalışmayı gördük ve çalıştık. Başımıza böyle bir şey gelince de zorumuza gitti ve kabullenemedik. Dolandıran ve aracı olan kişilerin Balıkesir Büyükşehir Belediyesinde çalışıyor olması ve Ak Parti mensubu olması beni çok derinden yaraladı. Çünkü bende bir Ak Parti yöneticisiyim. Hakkım var ve HELAL ETMEYECEĞİM. Bu işin kapanması için siyasi baskı var. Bunu yapabilecek iki kişi var. İkisi de partide en yüksek seviyede makam sahibi. Onlara da HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.
Yaşanan olaydan dolayı ciddi bir kırgınlığınız var. Kırgınlığınız nasıl geçer, kimin ne yapması gerekiyor?
Bizler hayatımız boyunca sadece çalıştık ve devletimize olan her türlü borcumuzu ödedik. Yorulmadan, bıkmadan, üreterek, çözümler sunarak bir şeyler yapmaya çalıştık. Bunun yanında siyasetle de uğraştık. Ak Parti İl Yönetim listesindeyim. Ama biz bu yola çıktığımızda yaptığımız her şeyi gönülden yapardık, her işe koşarak giderdik, sevda ile ile verilen talimatları yerine getirirdik. Ama yaşadığımız olayda çok kırıldım. Aile babalığım, onurum, davaya olan bakışım kısacası her şey kırıldı ve döküldü. ÇÜNKÜ PATİMİN MENSUBU OLAN KİŞİLER TARAFINDAN ORGANİZE BİR ŞEKİLDE DOLANDIRILDIM. Bu işte parmağı olduğunu düşündüğüm kişilerin adını savcılığa beyan ettim. İl başkanımız aradım destek istedim ama kendisi hiçbir şey yapamayacağını beyan etti ve hiçbir şey yapmadı. Büyükşehir belediye başkanına gittim oda hiçbir şey yapmadı. Ama şunu unutmamak gerek o makamlar geçici. Yarın sizlerin de başına bu şekilde bir iş gelebilir. Makamda olmazsanız nasıl çözeceksiniz. Bu makamlar devletin makamı, siz devletin adını ve gücünü kullanarak bu işi kapatmaya çalışıyorsunuz ama kapatamayacaksınız. Siyasi baskı yapma makamı veya vatandaşı sindirme makamı değildir. Siz orada emanetçisiniz ve o makamlar günü geldiğinde hesap verme makamıdır.
Partimin mensuplarının adının bu şekilde dolandırıcı olarak anılması beni çok rahatsız ediyor. Genel Başkanımız ne için uğraşıyor bizim parti mensubu arkadaşlarımız neler yapıyor. Ve hemen hemen hepsi hala koltuklarında oturuyorlar.
Benim tek bir derdim var. Hakkımı istiyorum, zararım karşılansın istiyorum.
Ulusal medya çıkmak istediğinizi söylediniz. Neden bunu yapmak istiyorsunuz, sonuç almak adına nasıl bir beklentiniz var?
Bakın benim derim uğradığım haksızlığın giderilmesi. Ama gittiğim bütün kapılar kapandı. Ama benim için önemli değil, yeni bir kapı bulurum. Medya çıkmak istemem deki asıl amaç, yapılan bu organize dolandırıcılık eyleminin tüm Türkiye tarafından duyulması. Partimin genel merkezinin bunu duymasını istiyorum. Bu iş profesyonelce planlanmış bir dolandırıcılık eylemi. Daha önce vermiş olduğu bir röportajda beyan etmiştim. Büyükşehir Belediye Başkanı “BU İŞ BİZE SEÇİM KAYBETTİRİR” demişti. Eş başkan “” BU İŞE 14 DAİRE BAŞKANI KARIŞMIŞ, LİSTESİ ELİMDE” diye beyanda bulundu ama bunu bildikleri halde bir şey yapmadılar. Bu durum üyesi olduğum partimin mensuplarım benim için bir yapmayacaksa benim bir şeyler yapmam gerektiğini ortaya koydu. Bunun için ulusal kanallarda konuşmaya karar verdim. Bazı temaslarımız oldu ve ön çekimler yapıldı. Kısa bir bölüm daha çekip ondan sonra da canlı yayınlara çıkmak için ne gerekiyorsa yapacağım.
Gerekirse bazı arkadaşlarımı devreye sokup bizzat CUMHURBAŞKANIMIZ ve GENEL BAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN ile bizzat görüşüp tüm dosyayı sunacağım. Cumhurbaşkanımızın “BURASI KABİLE DEVLETİ DEĞİL, HUKUK DEVLETİ” sözünü unutmamak ve inanmak gerekiyor. Bende buna inanıyorum.
Dosya sunacağım derken neyi kastediyorsunuz?
Bu dosya öyle küçük bir dosya değil. Onlarca kişinin olduğu, bir çok ilin olduğu, Balıkesir’de bir çok ilçenin ve yaklaşık 20 kuyumcunun adının geçtiği, toplamda 900 MİLYONLUK bir trafik olduğunu düşündüğümüz bir olay. Dolandırıldığı halde şikayetçi olmayan arkadaşlarımız var, neden şikayetçi olmadılar anlamadık. Hem milyonlarca lira para kaybedeceksin, binlerce altın kaptıracaksın ama şikayetçi olmayacaksın, bu durum akıl alır gibi değil. Demek ki başka bir şeyler oluyor. İşte bunu anlatmak istiyorum.
Hukuk devletinde her şey kanunlar çerçevesinde yürütülür. Kısa bir zaman önce savcılığa yeni bir dilekçe verdiğinizi duyduk. Nedir bu dilekçe?
Evet savcılığımıza yeni bir dilekçe verdim. Bu dilekçe benim ve ailemin can güvenliği ile ilgili bir dilekçedir. Dilekçemde net bir şekilde ifade ettim, benim ve ailemin başına gelecek herhangi bir olaydan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili YASİN SAGAY ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı MÜRSEL SABANCI sorumludur diye beyanda bulundum. Ben bir Ak Parti üyesiyim ve yöneticisiyim ama kendi partimin yönettiği belediye de görev yapan kişilerden korunmak amacı ile savcılığa can güvenliğim yoktur diye dilekçe verdim. Geldiğimiz nokta bu. Bu şahıslar iş yerimin taranması, tehdit edilmem ve ifademi geri çekmem için illegal yoldan bana birilerini gönderdiler.
Başınıza gelen olayın organize olduğunu beyan ediyorsunuz. Neden organize diye düşünüyorsunuz?
Benden ve diğer kuyumcu arkadaşlardan altın ve para taşımacılığı yapanların hepsi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi personeli. Genel Sekreter Yardımcısı Mürsel SABANCI’nın danışmanı, sekreteri bu işin içerisinde. Yine destek hizmetlerinde çalışanlar bu işin içerisinde. Daire başkanları ve müdürler bu işin içerisinde. Ama adı geçenlerin ve birinci derece yakınlarının henüz hesap hareketleri çıkmadı. Mesela; Ankara’dan Balıkesir’e dönüşte Eskişehir’de yakalanan araçta Burhan ALKAN yüklü miktarda para ile yakalandı. Paranın kaynağı bilinmiyor, nereye gittiği de bilinmiyor. Bütün bunları düşününce organize olduğunu düşünüyorum. Olaydan sonra YÜCEL YILMAZ başkanın makam odasında 40 dakika konuştuk ama hala sonuç alamadık.
Bu kadar olaylardan sonra ne düşünüyorsunuz ?
Sayın cumhurbaşkanımızın söylemlerine bakıyorum dargınlarla barışın helallik alın ziyaret edin yanlışlık varsa düzeltin diyor, buraya bakıyorum Ak partinin kaybetmesi için oy oranının düşmesi için bir çaba var gibi geliyor. Sanki içeride kıripto insanlar var gibi zaman hepsini meydana çıkaracak.
Balıkesir HABERİ


