Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

BALIKESİR İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

GÜNDEM 10.08.2026 - 10:23, Güncelleme: 10.08.2026 - 10:25
 

BALIKESİR İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Mimarlar Odası’ndan Balıkesir İçin Deprem Uyarısı: “Deprem Gerçeğiyle Yaşamak Değil, Depreme Hazır Bir Kent Olmak Zorundayız”
Mimarlar Odası’ndan Balıkesir İçin Deprem Uyarısı: “Deprem Gerçeğiyle Yaşamak Değil, Depreme Hazır Bir Kent Olmak Zorundayız” TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, Balıkesir’in deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirterek; yapı stokundan kentsel dönüşüme, afet toplanma alanlarından kent planlamasına kadar birçok başlıkta acil adımlar atılması çağrısında bulundu. Şahin, “Deprem olduğunda ne yapacağımızı konuşmak için depremin olmasını beklemeyelim” dedi. Türkiye’nin aktif fay hatlarının bulunduğu bir coğrafyada yer aldığına dikkat çeken TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, depremin yalnızca doğal bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Şahin, geçmişte yaşanan büyük depremleri hatırlatarak, 10 Ağustos 2025’te Sındırgı merkezli yaşanan depremin Balıkesir açısından önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade etti. “ARTIK SORU, DEPREM OLACAK MI DEĞİL” Deprem gerçeğinin artık ertelenemeyeceğini belirten Şahin, kent yönetiminde temel sorunun değişmesi gerektiğini söyledi. “Artık sorulması gereken soru, ‘Deprem olacak mı?’ değil, ‘Deprem olduğunda kentimiz ve yapılarımız ne kadar hazır olacak?’ sorusudur.” Bir mimar ve kamu yönetimi içerisinde görev yapan bir meslek insanı olarak değerlendirmelerde bulunan Şahin, depremin afete dönüşmesinde yalnızca doğa olaylarının değil, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapı kalitesi, denetim eksiklikleri ve yetersiz afet alanları gibi insan kaynaklı faktörlerin de etkili olduğunu belirtti. BALIKESİR’İN DEPREM GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR Balıkesir’in deprem açısından dikkatle ele alınması gereken kentlerden biri olduğunu ifade eden Şahin, bundan sonraki tüm planlama kararlarında deprem riskinin temel kriterlerden biri olması gerektiğini söyledi. Yeni yapılaşmanın yalnızca “kaç metrekare inşaat yapılacağı” veya “kaç kat çıkılacağı” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şahin; zemin, yapı güvenliği, ulaşım, altyapı, yeşil alanlar ve afet sonrası toplanma alanlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Şahin ayrıca yapı denetiminin yalnızca kâğıt üzerinde tamamlanan bir prosedür olmaktan çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. “YÜKSEK BİNALAR MODERN KENTİN TEK GÖSTERGESİ DEĞİL” Balıkesir’in daha fazla yoğunlaştırılması yerine insan ölçeğini esas alan bir şehirleşme anlayışına ihtiyaç olduğunu belirten Şahin, yüksek yapıların modern kent anlayışının tek göstergesi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Şahin, Balıkesir’in geleceğinde; Daha güvenli yapılaşmanın, Daha düşük yoğunluklu kent modelinin, Korunan yeşil alanların, Yeterli sosyal donatıların, Ulaşılabilir açık alanların öncelikli olması gerektiğini söyledi. KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE BİNA YIKIP YAPMAK DEĞİL Depreme dirençli kent oluşturmanın en önemli başlıklarından birinin mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi olduğunu belirten Şahin, kentsel dönüşüm konusunda da önemli mesajlar verdi. Riskli yapıların yalnızca bina bazında ele alınmaması gerektiğini ifade eden Şahin, ihtiyaç halinde mahalle ve bölge ölçeğinde dönüşüm planlaması yapılması gerektiğini söyledi. Şahin, kentsel dönüşümün yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yeni bir binanın yapılması anlamına gelmediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Kentsel dönüşüm; güvenli yapı, sağlıklı çevre, nitelikli kamusal alan ve yaşanabilir kent üretme sürecidir.” Dönüşüm süreçlerinde vatandaşların ekonomik ve sosyal koşullarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Şahin, kamu, yerel yönetimler, meslek odaları ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti. AFET TOPLANMA ALANLARI KORUNMALI Deprem sonrasında vatandaşların güvenli şekilde ulaşabileceği açık alanların hayati önem taşıdığını belirten Şahin, afet toplanma alanlarının yalnızca haritalarda gösterilen boş parseller olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bu alanların erişilebilir, güvenli, yeterli büyüklükte ve güncel nüfusa göre planlanmış olması gerektiğini belirten Şahin, afet toplanma alanlarının yapılaşma baskısından korunması gerektiğini vurguladı. Şahin ayrıca vatandaşların yaşadıkları bölgelerdeki afet toplanma alanlarını önceden bilmesinin de afet hazırlığının önemli bir parçası olduğunu ifade etti. “DEPREM SONRASI DEĞİL, DEPREM ÖNCESİ PLANLAMA” Afet yönetiminin yalnızca deprem anındaki müdahalelerden ibaret olmadığını belirten Şahin, AFAD, yerel yönetimler, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların ortak bir çalışma içerisinde olması gerektiğini söyledi. Kurumların birbirinden bağımsız hareket etmek yerine verilerin paylaşılması ve risklerin ortak akılla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şahin, Mimarlar Odası olarak çözümün bir parçası olmak istediklerini belirtti. Balıkesir’in yapı stoku, zemin özellikleri, ulaşım sistemi, açık ve yeşil alanları, afet toplanma alanları ve kentsel gelişim eğilimlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. “SALLANTI BAŞLAMADAN ÖNCE HAZIR OLMALIYIZ” Depremlerin Türkiye’nin ve Balıkesir’in gerçeği olduğunu ifade eden Şahin, bu durumun artık bir “kader” cümlesi olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Şahin, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Depremler ne ilk depremimiz olacak ne de son depremimiz. Bunu artık bir kader cümlesi olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak kabul etmek zorundayız.” Mimarların yalnızca bina tasarlamadığını, insanların yaşamlarını sürdüreceği mahalleleri ve kentleri şekillendirdiğini belirten Şahin, deprem güvenliğinin mimarlık ve şehir planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. “HEDEFİMİZ SADECE AYAKTA KALAN BİNALAR OLMAMALI” Balıkesir için hedefin yalnızca deprem sırasında yıkılmayan binalar üretmek olmaması gerektiğini belirten Şahin, asıl hedefin dirençli ve yaşanabilir bir kent oluşturmak olduğunu söyledi. Şahin, hedeflerini şu sözlerle ortaya koydu: “Hedefimiz yalnızca ayakta kalan binalar üretmek olmamalıdır. Hedefimiz; insanların kendisini güvende hissettiği, yeşil alanları korunmuş, kamusal alanları güçlü, ulaşılabilir, sağlıklı, dirençli ve mutlu şehirler inşa etmektir.” BALIKESİR İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI Balıkesir’in geleceğinin bugünden planlanması gerektiğini vurgulayan Şahin, deprem sonrasında yaraları sarmak yerine deprem öncesinde gerekli hazırlıkların tamamlanmasının esas olduğunu söyledi. TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, açıklamasının sonunda merkezi yönetimi, yerel yönetimleri, kamu kurumlarını, üniversiteleri, meslek odalarını, yapı sektörünü ve vatandaşları ortak sorumluluk almaya çağırdı. Şahin, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Depreme dirençli Balıkesir, ancak ortak akıl, bilim, planlama ve kamu yararıyla mümkündür.”  
Mimarlar Odası’ndan Balıkesir İçin Deprem Uyarısı: “Deprem Gerçeğiyle Yaşamak Değil, Depreme Hazır Bir Kent Olmak Zorundayız”

Mimarlar Odası’ndan Balıkesir İçin Deprem Uyarısı: “Deprem Gerçeğiyle Yaşamak Değil, Depreme Hazır Bir Kent Olmak Zorundayız”

TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, Balıkesir’in deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirterek; yapı stokundan kentsel dönüşüme, afet toplanma alanlarından kent planlamasına kadar birçok başlıkta acil adımlar atılması çağrısında bulundu. Şahin, “Deprem olduğunda ne yapacağımızı konuşmak için depremin olmasını beklemeyelim” dedi.

Türkiye’nin aktif fay hatlarının bulunduğu bir coğrafyada yer aldığına dikkat çeken TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, depremin yalnızca doğal bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şahin, geçmişte yaşanan büyük depremleri hatırlatarak, 10 Ağustos 2025’te Sındırgı merkezli yaşanan depremin Balıkesir açısından önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu ifade etti.

“ARTIK SORU, DEPREM OLACAK MI DEĞİL”

Deprem gerçeğinin artık ertelenemeyeceğini belirten Şahin, kent yönetiminde temel sorunun değişmesi gerektiğini söyledi.

“Artık sorulması gereken soru, ‘Deprem olacak mı?’ değil, ‘Deprem olduğunda kentimiz ve yapılarımız ne kadar hazır olacak?’ sorusudur.”

Bir mimar ve kamu yönetimi içerisinde görev yapan bir meslek insanı olarak değerlendirmelerde bulunan Şahin, depremin afete dönüşmesinde yalnızca doğa olaylarının değil, yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapı kalitesi, denetim eksiklikleri ve yetersiz afet alanları gibi insan kaynaklı faktörlerin de etkili olduğunu belirtti.

BALIKESİR’İN DEPREM GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR

Balıkesir’in deprem açısından dikkatle ele alınması gereken kentlerden biri olduğunu ifade eden Şahin, bundan sonraki tüm planlama kararlarında deprem riskinin temel kriterlerden biri olması gerektiğini söyledi.

Yeni yapılaşmanın yalnızca “kaç metrekare inşaat yapılacağı” veya “kaç kat çıkılacağı” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Şahin; zemin, yapı güvenliği, ulaşım, altyapı, yeşil alanlar ve afet sonrası toplanma alanlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Şahin ayrıca yapı denetiminin yalnızca kâğıt üzerinde tamamlanan bir prosedür olmaktan çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

“YÜKSEK BİNALAR MODERN KENTİN TEK GÖSTERGESİ DEĞİL”

Balıkesir’in daha fazla yoğunlaştırılması yerine insan ölçeğini esas alan bir şehirleşme anlayışına ihtiyaç olduğunu belirten Şahin, yüksek yapıların modern kent anlayışının tek göstergesi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Şahin, Balıkesir’in geleceğinde;

  • Daha güvenli yapılaşmanın,
  • Daha düşük yoğunluklu kent modelinin,
  • Korunan yeşil alanların,
  • Yeterli sosyal donatıların,
  • Ulaşılabilir açık alanların

öncelikli olması gerektiğini söyledi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM SADECE BİNA YIKIP YAPMAK DEĞİL

Depreme dirençli kent oluşturmanın en önemli başlıklarından birinin mevcut yapı stokunun değerlendirilmesi olduğunu belirten Şahin, kentsel dönüşüm konusunda da önemli mesajlar verdi.

Riskli yapıların yalnızca bina bazında ele alınmaması gerektiğini ifade eden Şahin, ihtiyaç halinde mahalle ve bölge ölçeğinde dönüşüm planlaması yapılması gerektiğini söyledi.

Şahin, kentsel dönüşümün yalnızca eski binanın yıkılıp yerine yeni bir binanın yapılması anlamına gelmediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Kentsel dönüşüm; güvenli yapı, sağlıklı çevre, nitelikli kamusal alan ve yaşanabilir kent üretme sürecidir.”

Dönüşüm süreçlerinde vatandaşların ekonomik ve sosyal koşullarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Şahin, kamu, yerel yönetimler, meslek odaları ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

AFET TOPLANMA ALANLARI KORUNMALI

Deprem sonrasında vatandaşların güvenli şekilde ulaşabileceği açık alanların hayati önem taşıdığını belirten Şahin, afet toplanma alanlarının yalnızca haritalarda gösterilen boş parseller olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bu alanların erişilebilir, güvenli, yeterli büyüklükte ve güncel nüfusa göre planlanmış olması gerektiğini belirten Şahin, afet toplanma alanlarının yapılaşma baskısından korunması gerektiğini vurguladı.

Şahin ayrıca vatandaşların yaşadıkları bölgelerdeki afet toplanma alanlarını önceden bilmesinin de afet hazırlığının önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

“DEPREM SONRASI DEĞİL, DEPREM ÖNCESİ PLANLAMA”

Afet yönetiminin yalnızca deprem anındaki müdahalelerden ibaret olmadığını belirten Şahin, AFAD, yerel yönetimler, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların ortak bir çalışma içerisinde olması gerektiğini söyledi.

Kurumların birbirinden bağımsız hareket etmek yerine verilerin paylaşılması ve risklerin ortak akılla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şahin, Mimarlar Odası olarak çözümün bir parçası olmak istediklerini belirtti.

Balıkesir’in yapı stoku, zemin özellikleri, ulaşım sistemi, açık ve yeşil alanları, afet toplanma alanları ve kentsel gelişim eğilimlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini kaydetti.

“SALLANTI BAŞLAMADAN ÖNCE HAZIR OLMALIYIZ”

Depremlerin Türkiye’nin ve Balıkesir’in gerçeği olduğunu ifade eden Şahin, bu durumun artık bir “kader” cümlesi olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Şahin, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Depremler ne ilk depremimiz olacak ne de son depremimiz. Bunu artık bir kader cümlesi olarak değil, şehircilik ve kamu yönetimi açısından bir sorumluluk olarak kabul etmek zorundayız.”

Mimarların yalnızca bina tasarlamadığını, insanların yaşamlarını sürdüreceği mahalleleri ve kentleri şekillendirdiğini belirten Şahin, deprem güvenliğinin mimarlık ve şehir planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

“HEDEFİMİZ SADECE AYAKTA KALAN BİNALAR OLMAMALI”

Balıkesir için hedefin yalnızca deprem sırasında yıkılmayan binalar üretmek olmaması gerektiğini belirten Şahin, asıl hedefin dirençli ve yaşanabilir bir kent oluşturmak olduğunu söyledi.

Şahin, hedeflerini şu sözlerle ortaya koydu:

“Hedefimiz yalnızca ayakta kalan binalar üretmek olmamalıdır. Hedefimiz; insanların kendisini güvende hissettiği, yeşil alanları korunmuş, kamusal alanları güçlü, ulaşılabilir, sağlıklı, dirençli ve mutlu şehirler inşa etmektir.”

BALIKESİR İÇİN ORTAK SORUMLULUK ÇAĞRISI

Balıkesir’in geleceğinin bugünden planlanması gerektiğini vurgulayan Şahin, deprem sonrasında yaraları sarmak yerine deprem öncesinde gerekli hazırlıkların tamamlanmasının esas olduğunu söyledi.

TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi Başkanı Osman Zeki Şahin, açıklamasının sonunda merkezi yönetimi, yerel yönetimleri, kamu kurumlarını, üniversiteleri, meslek odalarını, yapı sektörünü ve vatandaşları ortak sorumluluk almaya çağırdı.

Şahin, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Depreme dirençli Balıkesir, ancak ortak akıl, bilim, planlama ve kamu yararıyla mümkündür.”

 

Balıkesir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.