Aralık 6, 2021

Balıkesir Kulis Gazetesi

Balıkesir’in Tarafsız Sesi

Anasayfa » FATMA ALTINSOY

FATMA ALTINSOY


16.08.2021
KİMSEYE DERS VERMİYORUZZZ!!!!
Merhaba değerli okurlarım,
Ankara Gazi Ünv. kazandım. Bir müddet Keçiören de ki uzaktan akrabalarımızdan okula gidip geldim. Ama param yok, kredi çıkmadı, kredi yurtta ön sıralardayım bekliyorum anlayacağınız, berbat durumdayım. Lise de benim eğitimim ile yakından ilgilenen bir öğretmenimin yardımıyla Atatürk Orman çiftliğin deki yetiştirme yurdunda bir arkadaşım ile misafir hanede geçici olarak kalmamıza izin verdiler. Yurttaki öğrencilere örnek olmamız aslında planlanmış. Bize yurtta bazı görevler verilmeye de başlanmıştı. Öğrencilerle sosyal etkinliklerde görev alıyorduk. Bir gün yurda yapılan bağışları alma sırası bendeydi. Yurdun girişinde üst katta yurt müdürünün ( öğrenciler “ müdür baba “diyordu, tabi bizde dedik ) lojmanı, altında çok güzel bir kamelya, idare katı ve çay ocağı vardı.
Kamelyayı su ile yıkadım, toz aldım, çiçekleri suladım, çayı demledim. Bu işlemleri orda nöbeti olan herkes yapardı. Bağış makbuzunu alıp biraz oturdum. Kapıya siyah bir jeep yanaştı içindeki bayanlardan biri,
-Yetiştirme yurdu mu ” diye seslendi.
-Evet burası, buyurun efendim dedim.
Yurt Atatürk Orman çiftliğinde, çam ağaçları ve meyve bahçelerinin içinde harika bir yerdi. İtiraf etmeliyim ki hayatıma, üniversiteyi oradaki sayılı günlerimde, farklı yaşayarak başladım. Çokkk mutlu oldum. Yetiştirme yurdunda çok şey öğrendim.
Misafirleri koca demir sürgülü kapıyı açıp içeri aldım. Çay ikram ettim. Tabi seceremizi de sorup öğrendiler. Kocaman iki deri valiz çıkarıp bağış yapmak istediklerini, valizleri geri alacaklarını söylediler. Önce ses çıkarmadım.
-Valizleri burada açabilir miyim dedim.
Onlar başlarına ne geleceğini sanırım hesaplayamadı. Valizler açıldı. İçlerinden, hepsi kullanılmış, kazaklar, iç çamaşırları neredeyse 50 yıl önce giyilmiş büstiyerler, jartiyerler, kombinezyonlar… Ya kullanılmış yakaları kullanılmaktan tiftiklenmiş ipek gömlekler fakat düğmeleri ne kadar değerliyse !!!! kesilmiş alınmış…
Müdür babanın yukarıda balkonda oturduğundan ve benim konuşmaları dinlediğinden habersiz. Şöyle bir onlara bir valizlerden döktüklerime bakıp yüzümde beliren öfkeye aldırmadan.
-Hanımlarrr burası bahar temizliği yapacağınız bir çöplük değil, sizin artıklarınızı bu çocuklara biz giydirmeyiz. Eğer para bağışı yaparsanız size makbuz keserim zira bu çaputlara istediğiniz makbuzu kesmem isterseniz valizlerinizi geri doldurayım” kelimesini tam bitirdim ki müdür baba bir hışımla aşağı indi. Ve bana,
– Ben sana bir daha kamelyaya sen gelemeyeceksin demedim mi, doğru odana çık deyip azarladı.
Ne yaptığımı çok anlayamadım. Oradan zorla çıktım moralim bozuldu. Müdür bayanlara yeni geldiğimi bunun için özür dilediğini duydum. Kadınlar utanmış olmalı ki 40 lira bağış yapıp boş valizleri alıp gittiler. Müdür baba beni çağırdı.
-Kızım sen ne yapıyorsun. Onlar bu şehrin hanım efendileri, onların gerekirse çöplerini de alacağız ki yarın öbür gün bizim istediğimizi versinler”. Al bakıyım şuradan çöp kovasını bunların hepsini içine doldur ve doğru kalorifer kazanına hadi bakalım. Sen benim kızımsın bana darılmıyorsun anlaştık mı? Kimseye ahlak dersi vermiyoruzzzz.”
Kimseye ahlak dersi vermiyorduk ama ben dersimi iyi almıştım.

Ne diyarlar gezdim, giymedim başıma taç
Ne zengini tok gördüm, ne fakiri aç.
Bak şu çeşmenin taşına, içecek bir tası yok
Kırma kimsenin kalbini yapacak ustası

Yolunuz sevgiden geçsin… Sağlıkla kalın…

26.07.2021

Merhaba değerli okurlarım
Kim bilir neredesiniz?
Geçen dakikalarım.
Kim bilir neredesiniz?
Yıldızların, korkularım
Düştüğü yerdesiniz,
Gecen dakikalarım.(N.F.K)
***********************
Şair ne güzel anlatmış duygularını…
Şiir okumayı çok severim. Bazen duygulanır, o anki ortama uyum sağlar, küçük deneme şiirler bile karalamaya çalışırım.
Bu yazımda memleket ziyaretim de yazdığım deneme şiirimi sizlerle paylaşmak istedim.
*********************************************************************************
Gökyüzünde yıldızlar var bu gece
Bir güzel geceki bu gece anlatması uzun sürer.
Yayla serin, soğuğa yakın bir hava
Gökyüzü inadına pırıl pırıl.
Yıldızlar ay ile dans ediyor.
Elimi gökyüzüne uzatsam,
İstediğim yıldızın elini tutarım.
Ay kıskanıyor,
Yayla yolunun boğazında bembeyaz bir sis.
Yaylaya çıkıp çıkmamakta tereddütte.
Ben yıldızlarla sohbetteyim.
Topluyorum hepsini.
Hayatımda; iz bırakanları, üzenleri,
Sevenleri, sevdiklerimi.
Hayallerimi, umutlarımı,
Vaz geçebildiklerimi,
Hele de her seferinde
Yeniden umut bağladıklarımı…
Başlıyoruz hep birlikte bir ağızdan konuşmaya.
Aslına bakarsanız herkes haklı.
Ben sitem etmekten,
Yalnız kaldım aralarında.
Demek ki hayat aslında hep yalnızlıkmış anladım.
Dağılıyor topladığım yıldızlar birer, birer.
Ay uzaklaşırken göz kırpıyor,
“Hayat yine de yaşamaya değer” der gibi.
“Küçük olsa da göre bildiğin tüm mutlulukları yakala ve yaşa” diyor.
Şükrediyorum.
Benim yerimde olmak isteyenleri hatırlayıp.
Yayla serin, gökyüzü yıldız dolu, ay var.
Yüreğimde sevdalarım,
Beynimde hayallerim. F.ALTINSOY 23.07.2021(güncellendi)
Yolunuz sevgiden geçsin. Sağlıkla kalın.

19.07.2021HAYAT BU YA…
Halk eğitimde görev alan yeni mezun birbirini seven iki kız arkadaşız. Halk Eğitim de Ben çocuk gelişimi öğretmeniyken o da halı kursu öğretmeniydi.
Günlerimiz gırgır şamata derler ya öyle geçiyordu. Bir pazar arkadaşım sabah elinde Trabzon yağıyla yapılan pazar pidesi ile geldi. Güzel bir kahvaltı yaptık Arkadaşım bana doğru baktı:
-“Bu gün seninle falcıya gideceğiz” dedi.
-“Ya ben inanmam o saçmalıklara” dedimse de ikna edemedim.
-“Beni yalnız gönderme lütfen arkadaşlık et” diye ısrar edince.
-“Tamam.ya nereye ve nasıl gideceğiz” dedim.
-“Giresun’un bir köyüne” dedi.
Taksi dolmuş şoförü olan amcasının oğlu bizi götürecekmiş. Götürecek olan kişiyi de hiç sevmezdim .(O zamanlar şehirde taksi dolmuşlar çalışıyordu. Tabii bunlar birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Ne zaman taksi beklesem, hiç biri durmuyor hep Ahmet abi denk gelip beni bırakıyor. Bakışı, konuşması canımı sıkıyor hoşlanmıyorum. ) Ama arkadaşıma bir şey demedim.
Yola çıktık. Git git yol bitmiyor bir türlü o köye varamadık. Amcaoğlu başladı konuşmaya “Orda falcı filan yok, işte ben sana numara yaptım, siz iki kız ne bu cesaret, şimdi size bir şey yapsam kim bilecek…”Gibi saçma sapan konuşmalarla bizi korkutmaya başladı, hiç susmuyordu.
“Yok o iş öyle değil abi “dedim, “Dua et bize bir şey olmasın, çünkü evden çıkarken kardeşime masanın üstüne not bıraktım. Şu plakayla, şu kişilerle Giresun…. Köyüne gidiyorum. Akşam 19 da gelmezsem polise haber ver diye. Ve saat 17 sen bilirsin”
Arabayı öyle bir manevra yaparak dağın başından çevirdi ki uçurumdan aşağı yuvarlanacağız sandık. Eve geldik. Ahmet abiye :“istersen notu göstereyim abim” dedim. Okkalı bir küfür savurup arkadaşla gaza basıp gittiler. Ve hala ne arkadaşım, ne de amcasının oğlu böyle bir notu aslında yazmadığımı blöf yaptığımı öğrenemediler.
Akıllı telefonlar yok o zamanlar. Ama bizi öyle güzel yetiştirdiler ki kendi güvenliğimizi sağlıyorduk bir şekilde. Üniversiteyi okumak için Ankara ya giderken annem beni otobüsün koltuğuna oturttu, yalnız gidecektim. Sarıldım elini öptüm, oda beni sıkıca kucakladı ve kulağıma;
“İstediğin her şeyi yap, orda seni kontrol altında tutacak kimsen olmayacak. Ama!!! Arkana dönüp baktığında sakın eyvah diyeceğin bir şey yapma…”
Sanırım bu durumlara karşı tedbirli oluşumuz ,aklımızın bir köşesinde var olan şüpheci davranışımızdı. Ailelerimizden uzakta hayat mücadelemizi verirken Düştük, kalktık ama mücadelemizden vazgeçmedik. Hedefimiz, kendi ayaklarımızın üzerinde durmamızı sağlayacak bir meslek sahibi olmaktı. Olduk çok şükür. Çünkü ya aileye destek olacaktık, ya kardeşleri okutacaktık yada yuva kuracaktık. Ne mutlu ki güzel insanlara çıktı tüm yollarım. Hepsini gerçekleştirdim.
Evet geçmişte imkanlarımız dahilinde olmayan şuan ki teknoloji araçları ve iletişim yolları birçok hayatı kurtarıyor (Örneğin: KADES:Emniyet Genel Müdürlüğü Kadın Acil Durum İhbar Uygulaması ).

Yolunuz sevgiden geçsin, sağlıkla kalın.

12.07.2021
UNUTTUĞUMUZ GÜZELLİKLER
Merhaba Değerli Okurlarım;
Bugünlerde çok abarttığımız düğünler, nişanlar, sünnetlerimizden biraz sohbet etmek istiyorum.
Pandemiden dolayı 2 senedir yapılamayan bu cemiyetler şimdilerde şaha kalktı. Salonlar, kır bahçeleri, sahiller, kafeler… Günde en az iki organizasyon yapıyor, yetiştiremiyorlar. Salgın sanki hiç bitmemiş gibi bu yerler tıklım tıklım.
Bu cemiyetlerin organizasyonlarına hazırlık başka bir masraf, telaş ve eziyet…En güzel sen olacaksın, en iyi sen ağırlayacaksın, herkesten farklı olacaksın… Tükenmeyen istekler…
Velhasıl bu cemiyetleri kurmak adetlerimizde var. Çok da güzel adetler, beraberliği simgeliyor pekiştiriyor. Tabi burası madalyonun parlak yüzü. Ya mat yüzü! İşte orasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim diyecek oluyorum ama hayır birazcık izninizle değinmek istiyorum. Benim yöremde bu adetleri yerine getirenler, ne borç verirlerdi nede beklentileri olurdu.
Çok yakın zamanda Kardeşimin düğün hazırlığını yaparken “e şimdi kıza takılanları bir sandığa oğlana takılanları bir başka sandığa attıracağız değil mi sandıklar hazır mı diye sorunca annem, kız kardeşlerim ve gelinler bana öyle bir baktılar ki ne olduğumu anlayamadım. Annem “neden ki yeni adet mi icat oldu” dedi. “Yok annem böyle yapıyorlar bizim yaşadığımız yerlerde, hatta kız ve oğlana takılanlar ayrı ayrı yazılıyor, ya ana -babalarına liste veriliyor ya yeni evlilere bu geri ödenecek” diye ne bileyim böyle yapıyorlar işte deyince . Bana bir güzel güldüler. Ertesi gün harika bir düğün merasimi oldu takılanları ne yazan ne hesaplayan ne de ayıran oldu. Herkes gönlünce düğüne eşlik etmenin gururunu yaşadı. Aslında ben de, yıllarca doğru söylediğimi anladım ve bizim oralarda hala aynı şekilde yapıldığına sevindim.
Takılar kültürümüzde cemiyete bir yardım, küçük bir destek olarak günümüze kadar geldi. Eğer elinde varsa ve ihtiyacı yoksa yardımını bol yapıyor, yoksa durumu kadar ve gönülden yapıyor. Bunu bana takar mı takmaz mı endişesi duymadan. Tam bir “Anadolu işi yani” karşılıksız ve beklentisiz.
Size küçük bir anımı paylaşmak istiyorum. Öğretmen arkadaşlarımdan birinin düğününü bir hafta önce yapmıştık. O arkadaşım aynı zamanda pazarda haftanın bir günü de gömlek satıyordu. Bir gün yanına uğradım biraz sohbet ederken bir bayan ona yaklaşıp bir şeyler dedikten sonra uzaklaştı. Merak edip sordum ne söylediğini. Arkadaşım bana şöyle dedi “o benim düğüne gelmiş, dün de onun varmış biz gidememiştik eşim biraz rahatsızdı bize bir çeyrek taktığını hatırlattı “dedi. Bu işi Temel’in fıkrası gibi yapmamak gerekir. “Hakim Temele sormuş
-Davacıya olan borcunu niye ödemiyorsun?
Temel sinirle cevap vermiş:
-Vereceğum vermesune ama, bana 3 ay mühlet ver deyirum, vermiyi, 3 yıldır beni oyaliiii
Öyle bir zamana geldik ki maalesef veren elde görünüyor alan elde ve hiç makbule geçmiyor. Kimi övünüyor, kimi mahcup oluyor. Nerde o eski güzel adetlerimiz.
Keşke…keşke …keşke…
Yolunuz sevgiden geçsin, sağlıkla kalın.

05.07.2021
Merhabalar değerli okurlar, güzel düşünen ve güzel yaşamaya devam edenler;
Yeniden köşe yazılarımıza” bismillah “diyerek başlarken, sizlere saygı, sevgi, hoşgörü, sağlık dolu okuma saatleri diliyorum.
Efendim, biliyor musunuz? Sizlerle birlikte olmak çok heyecan verici, yazılarımda anılarıma, yaşanmışlıklarıma, yaşayamadıklarımıza, yaşamak istediklerimize rastlayacaksınız. Belki kendinizden olanlara içten bir gülüş geçirip yaaaaa diyeceksiniz. Amacım sizinle mutlu olmak, keyif verici satırlarda kaybolmak…
Uzun zamandır salgın nedeni ile bir birimizi göremedik. Birlikte çay, kahve içemedik. Sohbet edemedik, gezemedik, biz kadınlar kahve falları bakıp dedikodu bile yapamadık.
Demek ki İnsan bazen yalnız kalmalıymış. Keşke böyle olmasaydı. O saydıklarımın hayatımızda ne kadar değerli olduğunu anladık hem de iyi anladık. İşin en acı yanı çok sayıda sevdiklerimizi kaybettik. Telefon rehberimden en az 15 kişiyi canım yana yana sildim. Geçenlerde çok yakınımın (salgından dolayı sosyal fobi yaşadığını ) dışarı çıkma korkusu oluştuğunu, kimse ile görüşemediğini, doktora bile gitmek istemediğini öğrendim çok üzüldüm. Şimdi sosyalleşme zamanı. Devletimizin de vermiş olduğu kademeli normal hayat bonusumuzu lütfen duyarlı ve dikkatli kullanalım çabuk bitirmeyelim.
Bakın bu gün mutlu olmanın ilk günü. Hadi lütfen tebessüm edin.
Takmayın size “deli mi ne “diyeceklere.
Ünlü şairin de dediği gibi…

Siz geniş zamanlar umuyordunuz,
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Behced Necatigil.

Sevin, mutlaka sevin ve vakit geçmeden söyleyin. Unutmayın sağlığın başı sevgi. Yolunuz sevgiden geçsin sağlıkla kalın.

(Visited 208 times, 1 visits today)